Embed

KURT GÖRÜNÜMLÜ İKİ İTİN HAYIR LI YURTTAŞLARCA İKAZI

Hayırlı yurttaş EVET DİYENLERE SORUYOR.

DİPLOMASI SAHTE,ASKERLİĞİ SAHTE,ALDIĞI OYLAR SAHTE,MÜSLÜMANLIĞI SAHTE ve HAYATI YALAN DOLAN TALAN Olan bir KASIMPAŞA ÇOPARI GÜRCÜ DÖLÜ PONTUS VELEDİ ADAMDAN, VALLAHI VE BİLLAHİ CUMHURBAŞKANI OLMAZ.

http://halkmeclisi.biz/sosyal-medyaya-sok-bir-ses-kaydi-dustu-silinmeden-izleyin-2

AKP ilçe teşkilatlarında daha önce YSK dan alınan mühürsüz filigranlı pusulalara evet basılarak üyelere dağıtıldı. Sonra seçim günü bunu sandık kurulunun verdiği mühürlü pusula ile değiştirmesi istendi.

 

Bunu yapıp mühürlü pusulaları ilçeye götürenler karşılığında bizim vergilerimizle ödenen bir bedel aldı.

 

Miktarının 350 – 400 TL olduğu söyleniyor.Türkiye bu iktidarla SAHTEKARLIK Ve YOLSUZLUKTA tavan yaptı.

İnsan, Havva ve Adem’den bu yana gündemdeki ilk meselemiz. Ancak ne var ki, TÜRKİYE de bu mesele olumlu bir çizgide gelişme göstereceğine, devamlı surette geriye doğru gidiyor. Belki bu da, çağdaşlıktan yana değil Cahiliye dönemlerine özlem olarak kıyamet alametlerinden biridir.

Doğu PERİNÇEK: “Başkanlık oylamasında EVET oylarının toplamı 1 Kasım seçimlerinde AKP ve MHP oyları toplamı kadar değildir. Hatta pek çok yerde AKP’nin tek başına aldığı oydan bile azdır. Bu nedenle AKP önümüzdeki seçimi kazanamaz ve TEK BAŞINA İKTİDAR OLAMAZ”

Hiç düşündünüz mü, ulusal marşımız neden “korkma” diye başlar?
*
Korkarız çünkü.
*
Kayıtsız şartsız…
Milli “egemen”dir korku.
*
Bizim gibi demokrasinin henüz yerli yerine oturmadığı, hukuksuzluğun genelde iktidar olduğu, gücü gücüne yetenin itibar gördüğü, yalakalığın meziyet, dürüstlüğün eziyet olduğu ülkelerde… Egemendir.
*
Bu nedenle, hava günlük güneşlikken “eğri oturalım doğru konuşalım” diye atıp tutarız, hava bozar da şimşekler çakmaya başlarsa, anında kıvırır “doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar, neme lazım” der, susarız.
*
Dost sohbetlerinde “bir aelin nesi var, iki elin sesi var, birlikten kuvvet doğar” diye etrafımızı gaza getiririz. Sonra gider, aynada kendi suratımıza “adaaaam sende, her koyun kendi bacağından asılır” deriz.
*
Maalesef böyleyiz.
İyiyle kötü, güzelle çirkin, doğruyla yanlış, gerçekle yalan arasında gelgit'ler yaşarız, bugün öyle, yarın böyle konuşuruz.
*
Hiç düşünmeyiz…
Korktuğumuz için mi kaçarız?
Kaçtığımız için mi korkarız?
*
Bu sorulara kafa yormaktansa, kendi kendimizle bile yüzleşmemeyi tercih ederiz. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın, ben mi kurtaracağım memleketi kardeşim” der, işin içinden sıyrılıveririz.
*
E haliyle… Bizim yerimize düşünecek, bizim yerimize elini taşın altına koyacak, bizim yerimize hayatını tehlikeye atacak, bizim yerimize “korkmayacak” birini ararız.
*
Çırpınacak.
Boğuşacak.
İftiraya uğrayacak.
Yargılanacak.
İşten atılacak.
Tehdit edilecek.
Bizim için, bizim yerimize yanacak biri olsun isteriz.
Bizim yerimize, bizim hakkımızı arayacak biri.
Korkular coğrafyasında, toplum için, kendi canını hiçe sayan biri.
*
İşte o…
Uğur Dündar'dır.
*
Hayırlı yurttaş.
*
Atatürk Cumhuriyeti'ni korumak için elbette pekçok kahraman elinden geleni yaptı, müthiş bir imece yaşandı ama, değerli ağabeyim Uğur Dündar'a özel teşekkür borçluyuz.
Demokrasi tarihimizin en kritik mücadelesinde, desteğine ihtiyaç hissettiğimiz pekçok kişi masanın altına saklanırken, tüm kariyerini, hayatını ortaya koydu, bilgi verdi, güç verdi, moral verdi.
*
İzlenme oranları kanıtlıyor ki…
Güvenilir karakteriyle milyonlarca insanın tutunduğu tek dal oldu.
Daima sıcacık gülen yüzüyle, en karamsar günlerimizde umut oldu.
*
İyi ki varsın Uğur Dündar…
İyi ki hayatımızdasın.
Milletçe sınavdan geçtiğimiz şu günlerde, adını tüm yurtseverlerin yüreğine yazdın. Tarih de adını “mücevher taşa” yazacak.

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !