Embed

DİN KİSVESİ ALTINDA KASIMPAŞALI RETÖ LİDERLİĞİNDEKİ AKEPE & FETÖ

Amerikadaki RTEÖ nün kankası teröristbaşı FETÖ nün özel olarak yetiştirdiği 3 kişiden biri olarak tanınan FEHMİ KORU,AKEPE içindeki hainlerle içli dışlı ama Ona dokunan YOK? Arkasında RETÖ dahil hangi güçler var?KUZU denen madrabazı niye FETÖ diye yakalamıyon Ey Kasımpaşalı...

Ülke freni patlamış Şoförü RTE olan Kamyon gibi yokuş aşağı ucuruma ve ekonomik yıkıma gidiyor...

AKEPE Adamları darbe yapsınlar diye generalliğe terfi ettirmişsiniz; şimdi "50 yıldır darbeye hazırlanıyorlardı" diye mazeret üretiyorsunuz!Hiç mi YALANSIZ TALANSIZ lafınız olmayacak bre BADEMLER...

​Vatana millete, yavru vatan Kıbrıs’a ve cümle İslam alemine hayırlı olsun!
AKP Üyesi Bağımsız ve Tarafsız olmasi gereken ve yem'n'ne sadik kalmayan AKEPE Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP Genel Başkanı seçildi.
Eee abisi tekrardan AKP’ye üye olur da, yönetim Kurulu darbesi ile koltuğu ele geçiren eski FETÖ’cu TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu niçin dursun? O da balıklama daldı AKP havuzuna!
Tek başına AKP’ye girse, “gittiği yeri güldürsün” deriz ama giderken koskoca TOBB camiasını da AKP havuzunun içine attı!Sanayici ve esnaf kan ağlarken AKEPE yağdanlıkları ortada...

ABD Kasimpasaliya temsilciler meclisinde  karar alip bunu yapamayacagi dersi verdi.O Amerikalilari TC haşaratlari gibi Korkak  ve ifade özgürlüğünü kallanmayacak  yaratıklar sandı.

ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın korumalarının Washington’daki Büyükelçilik Konutu önünde protestoculara müdahalesini kınayan bir karar tasarısını kabul etti.
 
Amerika'nın Sesi'nde yer alan habere göre komisyonun sabahki oturumunda Türkiye’yle ilgili 354 no’lu tasarının da içinde bulunduğu 5 ayrı tasarı görüşüldü. Kongre üyelerinin söz almasının ardından tasarıların tümü toplu olarak “sesli oylama” yöntemiyle oylandı ve komisyondan geçti.
 
Oturumun konuklarının konuşmalarına geçilmeden önce salonda konut önünde yaşananları gösteren, aralarında Amerika’nın Sesi ekibinin çektiği görüntü de dahil video klipler gösterildi.
 
Oturumda Kongre üyeleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve güvenlik ekibine son derece sert eleştiriler yöneltirken, yaşananların hesabının Türk hükümetinden sorulması gerektiğini belirttiler.
 
Türkiye’yle ilgili tasarının hazırlayıcılarından, Komisyon Başkanı Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Ed Royce, Erdoğan’ın korumalarının Amerika’da üçüncü kez böyle bir olaya karıştığına dikkati çekti.
 
Royce, korumaların Amerikan vatandaşlarının ifade özgürlüğünü kısmak amacıyla, herhangi bir provokasyon olmamasına rağmen protestocuları “vahşice dövdüğünü ve bastırdığını” kaydetti.

SÖZCÜ  için Fehmi Koru'nun  FETÖ ifadesinin yalan olduğunu belirten Ertuğrul Akbay, 1996 yılında Brüksel'de RETÖ destekcisi FETÖ Yetmesi Fehmi Koru ile yaşadıkları bir olayı anlattı.

Sol'da yer alan habere göre; Koru'nun bir mekanda önce iki kadının olduğu masaya oturduğu, sonra da burada şarap içtiğini aktaran Akbay, bir taciz olayı yaşandığını iddia ederek, şu ifadeleri kullandı:

"...Bu arada Fehmi kızlarla kadeh tokuşturduktan sonra, kadehini bir yudumda boşalttı.

Gözlerime inanamıyordum.

Şaşırıp kalmıştım.

Fehmi'ye;

-Sen ne biçim dindarsın. Nasıl şarap içersin, deyince…

-Bu üzüm suyu, ne var bunda, dedi. Sonra da, esprili bir şekilde gülerek…

Bunu yurt dışında içiyoruz. Yurt içinde içersek günah olur.

Yurt dışında da bunu içmezsek gazımızı! çıkartamayız.

Ne var bunda?..İşte bunların Din kisvesi altında dünya menfaatcisi yüzleri...

Arap şeyhleri de ülkelerinde içmiyorlar, dış ülkelere çıkınca içiyorlar.

Bunun günahı olsa! onlar içmez…

-Peki sen neden içmiyorsun?

Gençliğimde tek, tük içtim. Ama, bağımlı olmadım.

İçkiye de bir türlü alışamadım. Sevemedim.

40 yıldır da hiç içki içmiyorum. Çevremde herkes hiç içki içmediğimi bilir.

Spora düşkünüm. İyi bir sporcu da vücuda zarar verdiğinden, benim gibi içki, sigara içmez. Ondan böylesine genç kaldım.

-Ya oğlun, dedi?

Sigara hiç içmez… Ama, ancak sosyal yerlerde içki içtiğini biliyorum.

Ama, oğlum benim ve annesi gibi orucunu tutar…

Ailece de dini vecibelerimizi elimizden geldiği kadar yerine getirmeye çalışırız.

Bu arada şunu da belirteyim oğlum küçüklüğünden beri Atatürk hayranıdır.

İşte!

Tüm gece Fehmi ile aramızda oğlumla ilgili geçen konuşma anlattığım şekilde bir-iki cümleyi geçmedi.

Peki!

Fehmi neden olayı saptırdı?

Anlatayım;

-Sanıyorum, Fehmi o gece çok efkarlıydı.

Kızlar da çok güzel olunca Fehmi coştukça coştu…

İçtikçe içti… Şişeler boşaldıkça yenileri geldi.

Meğer Fehmi büyük bir şairmiş…

İngilizce bir şiirler okudu ki, kızları mest etti.

Ne yalan söyleyeyim Fehmi'nin İngilizcesine, şiir okumasına ve kültürüne hayran kaldım.

Gece yarısı olmuştu…

Kızlar hadi diskoteğe gidelim, dediler…

Fehmi de;

OK, dedi.

Bardan yürüyerek 5 dakika uzaklıktaki "Drug Kulüp" adlı diskoteğe gittik.

Henüz bir masaya oturmadan Fehmi Annette'i dansa kaldırdı…

Baktım Fehmi çalan hızlı müziğin temposunda kızı döndürmeye başladı…

Gözlerime inanamadım.

Ne yalan söyleyeyim Fehmi'nin dansına hem hayran kaldım, hem de kıskandım…

Hızlı müzik bitmiş…

Slow dans başlamıştı.

Ben de dansa kalkmıştım. Aradan, 5 dakika geçmemişti, Annette Fehmi'ye öyle bir tokat attı ki…

Ne oluyor demeye bile kalmadan kız koşarak diskoteği terk etti.

Arkadaşı Françoise ile birlikte arkasından koştuk…

Kız hüngür hüngür ağlayarak, bize Fehmi'nin kendisini taciz ettiğini anlattı.

Olacak şey değildi.

Ama, ben Fehmi'yi ikaz edip;

-Bak Fehmi çok içiyorsun…

İçme yeter artık… Sarhoş oldun. Bir olay çıkartırsın, diye de kendisini ikaz etmiştim.

Ama dinlemedi, içtikçe içti.

Sonunda da…

Güzel bir gece Fehmi'nin tacizi yüzünden rezil oldu…"

http://www.birgun.net/haber-detay/fehmi-koru-sarhos-oldu-taciz-ettigi-kadindan-tokat-yedi-160959.html

gelel'm FEHM" n'n dostu RTE ye

Avrupa toplulugu bir bilgi ve degerler toplulugudur.ummet degildir

Beni pürdikkat dinleyen Fuat Bol aynen şöyle demişti:
“Sabahattinciğim ben bu bilgi ve belgelere itibar edersem arkada bıraktığım 30 yılımı ve imanımı inkar etmiş olurum. Bu anlattıklarını gözümle görsem bile inanamam. Eğer inanırsam bütün hayatım yalan olur.”
İşte islamcı cenah ya da cemaat müritleri genelinin ruh hali özeti budur.
Öyle olmasa kör göze parmak misali yaşanan bunca şeye rağmen Fetullah alçağı hala onbinler tarafından Mehdi olarak görülebilir miydi?
CIA’nın kucağında olduğu tartışmasız olarak tescillenen o soysuza inanan tek kişi kalır mıydı?
 
BATAKLIK VE SİVRİSİNEK!
 
Bu ruh hali siyasal İslam kökeninden gelen bazı siyasetçiler için de geçerlidir.
Tayyip Erdoğan örneğine bakalım:
FETÖ’nün devleti topyekûn ele geçirmesi ve bunun ülke bekası adına yarattığı büyük tehdidi Türkiye’de konumu gereği en iyi bilen kişidir.
Cumhurbaşkanlığı Yaverliklerine bile sızabilen İslam ve iman ambalajlı bu casus şebekesinin devlet-i ebed müddet için ne büyük bir kanser olduğunu en iyi takdir edecek makamdadır.
Öyle iken Tayyip Erdoğan’ın yaptığı mücadele maalesef bataklığı kurutmaya değil, sivrisinekleri öldürmeye matuftur.

RTE Yargılanacak

Türkiye´yi Almanya ile ilişkilerinde tehdit eden siyasi olgular giderek çoğalmaktadır. AKP ve onun kurucu lideri RTE´in kişisel ve ideolojik saplantılı dinici dürtülerle uyguladığı dış politikası, sadece iflas etmekte kalmamış, aynı zamanda Türkiye'yi de adım adım uçuruma sürükleyerek yok olma noktasına getirmiştir. RTE ve güdümündeki AKP´nin mezhepsel saplantıları, Süriye´de yaşanan iç savaşın çıkmasına neden olan etkenlerin başında gelmektedir.

Almanya'nın başını çektiğı bir grup Avrupa Birliği (AB) ülkesi, ilk fırsatta, RTE´ı deliğe süpürecektir. Bunun nedeni, RTE’ ın uluslararası çete tarafındann (Emperyalizm) belirlenen BOP Eşbaskanı olarak Fetö ile kol kola girip Atatürk Cumhuriyetini yıkma projesinde üstüne düşeni fazlasızla yerine getirmemiş olması değildir. Ulusrarası çete, RTE-Fetö ikilisi tarafından fiilen çökertilmiş olan Atatürk Cumhuriyeti’nin yerine inşaa etmeyi düşündğü yeni yapıda, RTE’ı ikame edecek yeni bir gönüllü aramaktadır. Bu yeni gönüllü belirlenir belirlenmez, uluslararası çete, RTE uluslararası bir mahkemede „insanlık suçu işlediği, „Süriye başta olmak üzere diğer bir çok ülkede dinci terörist gruplara destek verdiği“, „kara para akladığı“, „İsviçre bankalarında sakladığı ve milyar dolara varan servetinin kaynağının ne olduğu“ gibi konularda yargılanmasını sağlayacaktır. Bu korkuyu yaşayan ve bu korkunun vermiş olduğu dehşet verici pisikolojik dürtü ile hareket eden RTE, başta kendi seçmeni olmak üzere, diğer bazı marjinal grupcukların da desteğini arkasına alarak, uluslararası çeteye ödün üstüne ödün vermekle yetinmemekte, bundan çok daha vahimi olan; Türkiye'yi, bir iç savaş dahil olmak üzere, hayel dahi edilemeyecek dehşet verici bir sürece hızla sürüklemektedir.

RTE´ın Alman devletine ve bu devleti yöneten hükümete karşı sarf ettiği ırkçı, şövenist ve faşizan söylemine tepki duyan Alman kamuoyu, bu tepkisini giderek daha da yaygınlaştırmaktadır. Bunun farkında olan RTE, sırf kendi kişisel yaşamını garantiye olmak, uluslararası bir mahkemede yargılanmasın önünü kesmek için Almanya'yı daha da tahrik eden söylemine ivme kazandırmaktadır. RTE böylece, Avrupa'da kendine karşı oluşan haklı tepkiye karşı iç kamuoyunda etkin bir güç oluşturmak maksadıyla, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarını iç ve dışta, başta Almanya olmak üzere diğer medeni ve çağdaş ülke yönetimlerine karşı kışkırtmaya ve dini sömürmeye devam etmektedir. RTE sırf kendi geleceği için, Türkiye´yi cehennem ateşine sürüklemektedir.

RTE, Almanya'dan İltica Talebinde Bulunacak* mı?

Başta Süriye´li mülteciler olmak üzere, İslam dini adına hareket eden siyasal İslamcıların estirdiği dinci terör, dehşet ve insanlık dışı uygulamalarından dolayı mağdur olan milyonların namuslarını ve can güvenliklerini korumak maksadıyla Hristiyan Avrupa´nın kapılarına dayanması, bu mülteci akınının RTE´in kişisel hırsından dolayı Türkiye'nin dış politikasında Almanya'ya karşı bir şantaj olarak el altında tutulması, başta Almanya olmak üzere diğer bir çok medeni, çağdaş ve onurlu devletin ve yurttaşlarının haklı tepkisini çekmektedir.

Sayın Dr. Angele Merkel Başbakanlığındaki mevcut Alman hükümeti, sırf mülteci kirizinden kaynaklanan siyasi beklentisinden dolayı, RTE´in Almanya´ya yönelik akıl dışı suçlamalarına yönelik bir süredir sürdürdüğü suskunluğunu giderek bozmaya başladı. İncirlik'de konuşlandırılmış olan Alman Silahlı Kuvetleri mensubu askerlerin Alman siyasileri tarafından ziyaret edilmesinin engellenmesi dolaysıyla daha da netleşen karşılıklı şantaj girişimleri, Ürdün´ün Adana İncirlik´e alternatif olabileceğini beyan etmesi ile yeni bir boyut kazanmış oldu. Almanya Dışişleri Bakanı Sosyal Demokrat Partili Sigmar Gabriel “Erdoğan’ın hükümeti, bize ‘eğer iltica başvurusunda bulunanları iade ederseniz, evet işte o zaman milletvekilleriniz Alman askerlerini ziyaret edebilir’ dedi. Bu kanunlarımızın, Anayasamızın ihlalidir, böyle bir şey yasak...Yaklaşık 450 iltica başvurusunda bulunan var. 80 kişiye iltica hakkı tanındı. Şimdi Türk Hükümeti bizden bu kişileri, hapsedilmeleri için, Türkiye’ye vermemizi istiyor. Bu bir NATO müttefikinin diğer bir NATO müttefikine şantaj uyguladığı bir durumdur. Bu kesinlikle mümkün değil” dedi.

http://www.sozcu.com.tr/2017/dunya/turkiyeden-incirlik-sarti-ilticacilar-iade-edilsin-1857998/) Burda söz konusu edilen kişiler, 15 temmuz 2016 tarihli sözde ‘darbe’ girişimi nedeniyle suçlanan asker kökenlilerden oluşmaktadır. Bu şahıslara Alman devleti tarafından ‘ilticacı’ statüsü verilerek korunmaya alınmasını bahane eden RTE, sırf kendi seçmenini ayık tutarak, Almanya ile suni gündem yaratıp, hem yargılanmamasının zeminini yaratmak ve hem de 16 nisan 2017 tarihli referandumda yaşanan hukuksuz ve gayri meşru sonucu unutturmak için, Almanya ile ikili ilişkilerde şantaj üstüne şantaja başvurmaktadır. Bu şaytajlar da sonuç vermez ise, (ki vermeyecek de), RTE sırf canını kurtarmak ve yargılanmasını engellemek için, nasıl Osmanlı’nın son Padışahı Vahdettin vatanı satarak İngilizlere sığındı ise, kendisi de, fiilen çökkertiği Türkiye Cumhuriyeti Devletinin son Cumhurbaşkanı olarak bu hizmetinin karşılığı olarak, Almanya’ ya sığınarak ‘iltica talebinde’ bulunursa, bu bir süpriz olmayacaktır.

Not: 19 Mayıs 2017 tarihinde Sözcü Gazetesine yönelik AKP ve  içinde yuvalanan Fetö terör örgünü mensupları ile ortaklaş yapılan hayin saldırı, tutuklama ve sindirme girişimlerini şiddetle kınıyorum ve başta Sözcü Gazetesi olmak üzere özgür basın yayın kuruluşları ile dayanışma içinde olduğumu beyan ediyorum.

20 mayıs 2017

 

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !