Embed

CAHIL & ŞIZOFREN YOBAZ ÇOĞNLUK INANDI AKEPEYE GİDİYORUZ KIYAMETE

 
 

Nihayet Ortadoğu'daki büyük trajedinin siyasi çözümü yolunda, ABD'nin yükümlülüğünü PYD/YPG ile en azından asgari düzeye düşürecek ve işlenen suçların sorumluluğu yüklenecek iki vekil ülke; Katar ve Türkiye olacaktır...

*

Nitekim, ABD'nin desteğini alan Suudi Arabistan, Mısır, BAE, Bahreyn,Yemen, Katar'a karşı savaşa varmayan bir dizi önlem ilan etmiş bulunuyor.

Katar ekonomisini boğazlamakla tehdit eden ekonomik abluka uygulaması;

1- Suudi Arabistan'ın Katar'ı vesayete tabi tutmaya, yani bir tabi devlet konumuna düşürmeyi,

2- Katar'ın Suriye'de İŞİD'le yaptığı işbirliğini, İŞİD çevresinde bir araya gelen İslamcı Cihad güçlerini finanse etmekten,örgütlemek ve silahlandırmaktan alıkoymayı,

3- Bahreyn kraliyet ailesine yönelik muhalefetini önlemeyi,

4- Yemen'de Suudi karşıtı Husi asileri ve Suudi Arabistan'ın Şii ağırlıklı El Katif bölgesindeki yönetim karşıtlarını desteklemekten vazgeçmesini

5- Katar'ın İran ile ve onunla bağlantılı Filistinli İslamcı grup HAMAS'la,

6- Müslüman Kardeşler Örgütü ile arasına mesafe koymayı zorlamayı amaçlıyor.

*

Bu suretle Katar rejimi zayıflatılıyor.

Ortadoğu trajedisinde savaş suçları işleyerek hukuku ihlal eden Esad rejimi kadar muhalif tarafların, teröristlerin ve destekleyen mesela,

Katar ve onu desteklemekle taraf olan RTE gibi ülke yöneticilerinin paylarını üstleneceği bir sürece ilerleniyor.

*

Ancak bu şekilde suçlar esaslı bir biçimde kategorize edilecek,

Bunun hem hukukun üstünlüğü, hem de savaş hukukunun geçerliliği ve gelişmesindeki öneminden hareketle,Yeni Suriye'nin kurulmasına ilişkin bağlayıcı karar bu bileşkeden çıkarılacaktır.

*

Bütün bu gelişmelerin Türkiye'de İslamcı Kabadayı Erdoğan hükümeti üzerinde derin bir tahribata yol açtığı ve açacağı da gerçektir.

1- Suudi Arabistan'ın ABD ve İsrail ile geliştirdiği ilişkiler çerçevesinde Erdoğan'ın yeni Osmanlı hevesi,

2- Erdoğan Türkiye'sinin Ortadoğu'da değişimi yönetme ya da Sünni eksenin lideri olmak iddiası ve buna ilişkin bütün söylemleri,

3- Mısır'ın İslam'ın doğru öğretilerini yayma konusunda lider ülke olarak öne çıkarılmasıyla,

Erdoğan'ın " tek millet olarak dilinin varmadığı Türk Milleti değil söyleyemediği İslam Milleti'ni sembolize eden Rabia'sı" uyduruk açıklamalarıyla tam anlamıyla çökmüştür.

4- ABD'nin İran'a karşı NATO himayesinde bir Sünni-Arap askeri koalisyon oluşturma planına ima yoluyla olsa da verdiği destek, Türkiye'nin ,özellikle S400 füzeleri alımı dolayısıyle NATO'dan dışlanmakta olduğunun bir işaretidir.

5- Erdoğan giderek İran ve Rusya ile yakınlaşırken elbette kullanıldığının farkındadır ama bu siyaseti de müttefiklerini satma anlamına gelmiştir.

Erdoğan bu yüzden başta G7 ülkeleri olmak üzere tüm Batı tarafından reddediliyor.RTE gitmeden TC üzerindeki ekonomik yaptırımlar bitmeyecektir.Başbakan olmak için PAPAZ elbisesi giymeyi bile göze alan dini bile para TEK adam giderek yalnızlıkla başbaşa kalacaktır.

*

Ne ki, o nefsini Türkiye'den daha üstün sayıyor.

*

Başkan Trump bu süreci attığı twette şöyle özetledi.

"Ortadoğu'ya yaptığım son seferimde artık radikal ideolojiye yapılan mali yardımın olmaması gerektiğini bildirdim. Ondan sonra bölge rehberleri Katar'ı işaret ederek onu suçladılar. Arabistan'a yaptığım ziyaretim, Kral ve 50 Arap ülkesiyle görüşmem sonuç verdi. Radikalizmin mali kaynaklarını kesme noktasında sert önlemler alacaklarını söylediler. Tüm deliller Katar aleyhineydi. Belki de bu, terörizmin son bulmasının başlangıcıdır."

*

Erdoğan ise şu saatte Laik bir vatandaş olamayacaktır.

Alelacele hayallerine kurban etmekte olduğu Türkiye'nin Katar ile arasında Jandarma Eğitim ve Öğretimine İlişkin İşbirliği Protokülünün uygun bulunduğuna dair kanun tasarısını TBMM'den çıkarıyor.

Türkiye Katar'daki askeri varlığına şimdilik 600 personel daha ilavede bulunuyor.

Dur, yapma, etme talepleri Erdoğan'a işlemiyor.

*

Ama Erdoğan'ın mahkumiyeti, bugün için 1150 odalı sarayında şimdi içine düştüğü yalnızlık ile başlamış bulunuyor...

9.6.2017

  ARABIN YALELLİSİ ve TURKİYE nin ARABESKİ
RTE nin AKİL ADAMI  GENCEBAY'IN MİLLETE KAZIĞI!
AKP iktidarı onu akil adam diye seçmişti.
Güya Türkiye’ye barışın gelmesine öncülük yapacak ve PKK’yı ikna edecekti.
Orhan Gencebay’dan söz ediyorum.
İktidarın akil(!) adamı Gencebay Orhan ülkeye barış getiremedi ama namuslu vatandaşlarımıza atılan büyük bir kazığa vasıta oldu.
Nasıl mı?
Bir bina resminin önünde çektirdiği reklam filminde şunları söyleyerek:
- “Gittim, gördüm. Adamlar yapmış.”
Maalesef gitmedi ve görmedi zira öyle bir bina yoktu yani adamlar dolandırıcıydı ve o reklam filmiyle topladıkları paralarla kayıplar karıştı.
Söyleyin bu akil(!) adama ve onu Akil adam seçen RTE ye şimdi ne demeli!
 
SAHTE KABADAYI KASIMPASA ÇOPARI RTE UYUYOR MU?
Ege’de 18 ada ve 1 kayalığımızı işgal eden, Lozan’ı kevgire çevirerek gayriaskeri statüde olan adaları silah ve cephane deposu haline getiren küstah Yunan artık Türkiye’ye sopa değil obüs topu gösteriyor. Yanlış okumadınız!.. Son aylarda, Ege adalarında askeri tatbikatların sayısını artırarak hız veren Yunanistan bu sefer burnumuzun dibinde ilk defa gerçek mermilerle topçu atışları yaptı. Bu atışlar, Çanakkale ilimizin hemen dibinde gerçekleşti. Ee, ne oldu?.. Her zamanki gibi oldu!.. Ne Dışişlerinden ne de AKP iktidarından ses seda çıktı… Daha da ilginç olanı(!) Millî Güvenlik Kurulu, 31 Mayıs’ta R. Erdoğan başkanlığında toplantı yaparken Yunan askerleri de aynı gün ve saatlerde burnumuzun dibinde topçu atışı yaparak alçakça Türkiye’yi tehdit etti.

Günde beş vakit namaz kılıp din tacirliği yapan AKEPE nin Cumhurbaşkanı,Yalan söylemekte ve ATATÜRK türkiyesini Laiklikten demokratiklikten OHAL ile cıkarmakta ve suçsuz insanlara kendi dostu FETÖ karaboyası sürüp hapsetmekte ve kul hakkı yemekte sınır tanımıyan bır Diktatör TEK ADAM...

by Rifat Serdaroglu

Ortadoğyu kan gölüne çeviren Lübnan,Kudüs,Kuveyt,Körfez merkezli geçmiş savaşların tümünden çıkarılan derslerle emperyal merkezler ve bu merkezlerin patronu ABD 2017 yılını ortadoğuda kanın gövdeyi götürdüğü bir alana çevirmeyi başarmış bulunmaktadır . Böylesine kanlı bir gömleği halklara giydirmesindeki esas neden ise çokça yazıldığı gibi Ortadoğudaki zengin petrol kaynakları,doğal gaz yatakları, enerji hatları değildir. Tersine, “yeni enerji kaynaklarını ve bu enerji kaynaklarına dayanan yeni teknolojik yatırım alanlarını” bulan emperyal merkezler, şimdi “demode” olmuş eski enerji kaynaklarının bulunduğu bütün alanları “imha” etmeyi gündeme almış bulunmaktadır.VE RTE bu BOP planında eşbaşkan ve pazarcı esnafıdır.

Sürüp giden, bıkkınlık verecek kadar uzayıp giden meseleler için Türk Milletinin muhteşem benzetmesidir, Arabın Yalellisi!
Arap, ağıt niteliğinde bir yalelliye başladığında bir türlü bitirmek bilmez. Uzattıkça uzatır ta ki insanı bezdirinceye kadar!
Arap milletinin işine karışmaya gelmez!
Bugün can ciğer kuzu sarmasıdırlar, ertesi gün düşman kesilip birbirlerini keserler, sizi de sırtınızdan bıçaklarlar.
İlaç için bir tane olsun demokratik ve özgür Arap Ülkesi yoktur. Krallar veya Şeyhler bir taraftan kendi insanlarını “Dini Kuralları” bahane ederek esir gibi kullanırlar, diğer taraftan emperyal devletlere yaltaklanmak için kırk takla atarlar!

Bu tarihi gerçeği bilen başta Büyük Atatürk-İnönü-Bayar gibi tarihi şahsiyetler gerek Ortadoğu’da gerekse diğer Arap ülkelerindeki olaylara hiç karışmadılar, taraf olmadılar ve Türkiye’nin saygınlığını korudular.
Aynı politikayı Demirel-Ecevit ve diğer liderler de sürdürdüler.

Fakat ne zaman ki “Dünya Lideri” işbaşına geldi, işler değişti!
Cumhuriyet dönemini “Zulüm Dönemi” olarak gören, Cumhuriyet değerlerine açıkça karşı olduğunu defalarca söyleyen “Dünya Lideri” yanına Dışişleri Bakanı olarak Geçici Serok Ahmet’i aldı ve Türkiye’yi Arap Aleminin ve Ortadoğu bataklığının içine attı! Çık çıkabilirsen…

Suudi Kralı Ankara’ya geldi, oteline yerleşti. Dönemin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı Gül-Erdoğan biraderler, taşıdıkları makamların ağırlığını unutarak koşa-koşa otele Arap Kralının ayağına gittiler.
Suudi Hanedanı ve Katar Şeyhi ile ne tarz bir ekonomik ilişkileri var bilemiyorum. Ama T.C Cumhurbaşkanı veya Başbakanı ayda üç-dört defa buralara gidiyor ve onları Türkiye’de konuk ediyor ve hergün telefonla konuşuyorsa bu işte bir gariplik var demektir.
Nasılsa kokusu çıkar çıkar yakında…

Bir kişinin, hırsı aklının üstünde olan eğitimi bilgisi görgüsü çok sığ olan bir kişinin, binlerce yıllık devlet deneyimi olan Türkiye’yi ne hale getirdiğini sizlere bir kez daha hatırlatayım.
Sonrasında Tüsiad-Tobb-Müsiad-Sendikalar bir araya gelsinler ve o kişiyi ayakta alkışlamaya devam etsinler!
-Amerika ve İngiltere, Türkiye’yi dışlayarak Suriye’de PYD-YPG ile yani PKK ile stratejik ortak olarak IŞİD’e karşı savaşıyor!
Niçin bu terör örgütünü Türkiye’ye tercih ediyorlar?
Çünkü Türkiye yönetiminin IŞİD ile mücadele etmeyecekleri kanısındadırlar!
Bu konuda ellerinde ne kadar belge olduğunu öğrenmek için yabancı basını takip etmek yeterli olacaktır.
-Mısır-Suriye-Irak-Libya’da Büyükelçimiz yok!
-4 milyona yakın vatandaşımızın yaşadığı, ticaret hacmimizin en yoğun olduğu Almanya’nın Dışişleri Bakanı Türkiye’ye geldi. Başbakan Binali’nin, daha önce randevu verdiği Alman Bakan ile olan görüşmesi Saray tarafından “Boşa zaman harcama, gel bana patron benim” diye iptal edildi!
-Rusya-Çin-İran ile Suriye politikamızda tamamen zıt durumdayız.
-Suudi Arabistan-Bahreyn-Birleşik Arap Emirlikleri-Mısır-Libya-Maldiv
ler- Yemen, Katar ile tüm diplomatik ilişkilerini “Katar’ın Müslüman Kardeşler Örgütüne ve Terör Örgütlerine yardım ettiği” gerekçesiyle keserken, Türkiye “Terörizmin Finansmanı” konulu Muhtırayı 4 gün önce Katar ile imzaladı!
Bunula da yetinmedik ve Katar’a 3 bin asker gönderme kararı aldık!

Geldiğimiz noktada Türkiye’yi, içinde Katar-Müslüman Kardeşler-El Kaide-IŞİD’ın olduğu bir “Terör Çuvalına” atmak üzereler…

Ya, AKP Genel Başkanı Bağımsız ve Tarafsız Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dışarda durumu ne?
-Uluslararası Ceza Mahkemesi Erdoğan ve Suriye politikasını yürüten Türk Bürokratları için inceleme başlattı. Eğer inceleme davaya dönüşürse, bu kıskaçtan kurtuluş maalesef yok!
-Alman FOCUS Dergisi ve Norveç Aldimer.no adlı dergisi, 15 Temmuz’da darbe girişiminin ilk yarım saatinde AKP önderliğinin yazdığı maillerinin ele geçirildiğini yazdı! “Yarın temizlik başlasın, darbe Gülen’e ve Cemaate yıkılsın”, “Gözaltına alınacak 1600 kişinin listesi hazır” benzeri maillerin doğrulukları iddia ediliyor. Türk Basınında bu haberlerle ilgili bir yorum var mı? Yok…

Tüsiad-Tobb-Müsiad-Sendikalar-Aydın Doğan Medyası-Havuz Medyası-Bahçeli-Destici haydi şimdi biraraya gelin, el ele tutuşun ve bağırmaya başlayın;
“Dik dur eğilme, Müslümanlar seninle!”
Ver mehteri ver…

Sağlık ve başarı dileklerimle 06 Haziran 2017
Rifat Serdaroğlu

YILMAZ ÖZDİL : İKİ GENÇ  MEMLEKETİN SON 14 AKEPE SENESİ ve İKİ MADRABAZ İMAM YÜZÜNDEN 

               YAŞADIĞIMIZ DURUMLAR...

Sene 2003.

Şehitler diyarı Çanakkale.

18 Mart Üniversitesi'nin bilgisayar mühendisliği bölümünde iki genç vardı.

*

Biri, Burak.

Muhafazakar bir ailede büyümüştü, beş vakit namaz kılıyordu, içine kapanık, varlığıyla yokluğu farkedilmeyen, silik bir tipti, etrafında hiç kız arkadaş yoktu, sosyal hayata katılmaz, kantinde bile takılmazdı, Bursa'dan gelmişti, devlet yurdunda kalmıyordu, başka bölümlerde okuyan bir kaç arkadaşıyla birlikte kiraladıkları evde oturuyordu.

*

Öbürü, İlker.

Tam tersi profildi, yakışıklıydı, hayat doluydu, kızlar arasında popülerdi, hem öğrenciliğinin gereğini yapıyor, hem gençliğinin hakkını veriyordu, elbette herkes gibi inançlı bir ailede büyümüştü ama, sağlam Atatürkçüydü, Balıkesir'den gelmişti, devlet yurdunda kalıyordu.

*

2003'te mezun oldular.

Ağır ekonomik kriz vardı.

*

Herkes harıl harıl iş ararken, kapılar suratlarına kapanırken, Burak şak diye THY'de işe girdi, aradan bir sene geçti geçmedi, şak, İçişleri Bakanlığı'na geçiş yaptı. Sınıf arkadaşları asgari ücrete bile razıyken, Burak adeta bulunmaz hint kumaşıydı, sayın devletimizin kurumları tarafından kapışılıyordu.

*

İlker son sınıfta aşık olmuştu, evlenmek istiyorlardı ama, pırıl pırıl bilgisayar mühendisi arıyor tarıyor iş bulamıyordu, bari askere gideyim, vatani görevimi aradan çıkarayım dedi, yedek subay olarak askerliğini yaptı, ara tara gene iş yok, tezkere bıraktı, subay oldu.

*

15 Temmuz 2016.

Darbe girişimi oldu.

*

Emniyet genel müdürlüğü istihbarat dairesi başmühendisi Burak, tutuklandı! Milli İstihbarat Teşkilatı'nın emniyet istihbarat dairesi'ne bildirdiği 20 bin kişilik paralel yapılanma listesini "abi"lerine "feto imamları"na aktarmakla suçlanıyordu. Ayrıca, fetocu sosyal medya hesabı fuat avni'nin köstebeği olmakla suçlanıyordu. 15 Temmuz gecesi, istihbarat dairesindeydi, makamında yakalandı. Tutuklandı. Kırıkkale cezaevine hapsedildi. Dört ay sonra, ölü bulundu, intihar ettiği açıklandı. Arkasında ne bir mektup, ne de not bıraktı. Gerçekten intihar mı etti, yoksa konuşmasın diye öldürüldü mü, orası muamma.

*

İlker aşkıyla evlenmiş, iki evlat sahibi olmuştu, rütbesi yüzbaşıydı, muhabere subayıydı, aslında görev yeri İskenderun'du ama, sadece bir hafta önce Şırnak Şenoba tugay komutanlığı'na atanmıştı, ailesini İskenderun'da bırakmış, görev yerine koşmuştu. İçinde bulunduğu Cougar tipi helikopter, yüksek gerilim hattına çarptı, aralarında Tümgeneral Aydoğan Aydın ve Yarbay Songül Yakut'un da bulunduğu 12 silah arkadaşıyla birlikte şehit oldu.

*

(Burak, sihirli bir el tarafından, önce THY'ye sonra içişleri bakanlığına alınmış, sihirli şekilde yükselmiş, devletin en kritik merkezlerinden birinde, emniyet istihbarat dairesinde başmühendis olmuştu. "Alnı secdeye eriyor" kontenjanından yürüyüp, yükselmişti. Sayın devletimiz ve sayın hükümetimiz "kozmik oda" kepazeliğine rağmen, emniyet istihbarat'ta görev yapanların kim olduğunu merak bile etmemişti. "Beş vakit namaz kılıyorsa, iyidir, bizdendir" denmişti!)

*

(İlker ve 12 silah arkadaşı, alt tarafı 70 bin dolarlık Engel Tespit Sistemi olmadığı için şehit düşmüştü. Habire benzer kazalar meydana geldiği için, özellikle son yedi senedir bangır bangır bağırılıyor, helikopterlere Engel Tespit Sistemi takılması isteniyordu. Yedi senedir konuşuluyor, silahlı kuvvetlerin "acil alım" çağrısına rağmen, sadece laf üretiliyor, ihalesi bile yapılmıyordu. Bu sistem, otomobillerdeki park sensörlerine benziyordu, yüksek gerilim hattı, direk, tel, baz istasyonu gibi engelleri gördüğünde, pilotları uyarıyordu. Alt tarafı 70 bin dolara takılıyordu. Ama, sayın devletimiz ve sayın hükümetimiz, yüzmilyonlarca dolarlık özel makam uçakları alırken, habire biraz daha büyüğünü alırken, terör bölgesindeki askeri helikopterlerimize lütfedip 70 bin dolar vermeye gerek duymamıştı!)

*

Burak'ın ailesi Bursa'da yaşıyordu ama, Bursa'da toprağa verilemedi, cenaze Bursa'ya getirilseydi, namazı bile kılınmayacaktı, babasının memleketi Sivas'a götürüldü, gizlice götürüldü, kim olduğu etrafa söylenmedi, sadece ailesinden üç beş kişi vardı, ücra mezarlığa sessiz sedasız gömüldü.

*

İlker'in cenaze töreni, memleketi Balıkesir'de, neredeyse tüm Balıkesir'in katılımıyla gerçekleşti. Cenaze namazı, Zağnos Paşa Camisi'nde mahşeri kalabalıkla kılındı, aynı kalabalığın eşliğinde Balıkesir Şehitliği'ne defnedildi.

*

Biri, daima "vatan haini" olarak anılacak.

Öbürü, ilelebet "vatan kahramanımız" olacak.

*

Memleketin gençlerini bu hale getiren fetocularla, memleketin gençlerini böyle heba eden sorumsuz sorumluların ise…RTE VE BAŞVEKİLİ BINALİ nin Yatacak yeri olmayacak.

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !