BAŞBUĞ TÜRKEŞ#39;İN KÜRTLERE CEVABI

TBMM’nin önceki başkanlarından Hüsamettin Cindoruk’la ATATÜRK Cumhuriyeti ruhu ve AKP siyasetlerini konuşuyoruz. Cindoruk, Cumhuriyet rejimiyle kavganın hiçbir yarar sağlamayacağına işaret ediyor. Başbakan Erdoğan’ın ayyaşlar diye tanımladığı Atatürk ve İnönü’nün bu Cumhuriyet’in temel taşlarını attığını vurguluyor. Esas “tek adam” yönetimini bizzat Erdoğan’ın kurduğunu belirtiyor. “Devamı olduğunu iddia ettikleri DP’yle AKP’nin hiçbir benzerliği yoktur” diye de çarpıcı tespitte bulunuyor.Zaten Demagog-HITL'ERDOGAN faşistligini hem Türkiye hem de Dünyaya Isbat etmedi mi?YA şimdiki HACIYATMAZ,herdevrin adamı CEMİL ÇİÇEK e ne demeli...

- Cumhuriyet’in 90. yılını yarın kutluyoruz. ATATÜRK Cumhuriyeti ruhuyla bugünü kıyasladığınız zaman ne görüyorsunuz?

H.C. - Ben Cumhuriyet derken her zaman Laik ATATÜRKCÜ Cumhuriyet diyorum. Cumhuriyet kurumunu kullanan devletler var. Ama Türkiye Cumhuriyeti laik bir Cumhuriyet. Bunu bastıra bastıra yazmış. Cumhuriyet ve laiklik birbirinden ayrılamaz. 90. yılında ise ilk defa üzülerek tespit ediyoruz ki Türkiye’nin artık laik bir Cumhuriyet olmadığını görüyoruz.

- Belki kâğıt üstünde laik mi?

H.C.- Anayasada var, ama uygulamada yok. En son DEMOKRASİ PAKETİ denen PAKET,Türkiyede TÜRK demeyi nerede ise yasaklayan ama baş örtüsüyle ilgili kararlar, Cumhuriyet’i tarif eden Andımız’ın silinmesi gibi VATANSEVERLİGİ ortadan kaldıran ihanet belgesi... Bir de Başbakan’ın ve partisinin ifadeleri, son AKP kongresi. O kongrede AKP, Müslüman Kardeşler Partisi olmuştur. Başbakan orada iki saat konuştu. Laiklik kelimesini kullanmadan geçiştirdi. Söyledikleriyle Mısır’daki Mursi’nin söyledikleri tam örtüşüyor. Başbakan, “Adım adım gideceğiz” diyor ve sonucu söylüyor. Laiklikten ayrılmayı kazanımlar diye takdim ediyor.

Benden önce, benim ve sonraki kuşaklar hep Andımız’ı okuduk. Başbakan’ın söylediğinin aksine militarist, kolaycı, vesayetçi olmadık. O Andımız’da bir tarif var. O Türk halkının tarifidir. Irkçı, ayrımcı bir milliyetçiliğimiz olmadı. Başbakan bize, ayıp birşey söyler gibi “ulusalcı” diyor. İnsan şaşırıyor.

- Ulusalcı olmak kabahat mi?

H.C. - Bir Türk bundan niye utansın ki? Bu devleti halkımız kurdu. Selanik’ten gelen Atatürk, Malatya’dan gelen İnönü, Ankara’dan Vehbi Koç. Koç, Prof. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’yla TBMM’nin ilk zabıt kâtibi. 18-19 yaşında bir genç. Ben TBMM başkanıyken bunları araştırdım. Osmanlı’nın her yerinden gelen insanlar bir araya geldiler, Cumhuriyet’i kurdular. Atatürk’ün tabiriyle son yurdumuz.

Bu Osmanlı’nın reddi anlamına da gelmiyor. Sevr’e rağmen bir devlet kurma iradesi. Türkiye halkının zaferidir. Bugün AKP içinde olan arkadaşlarımızın dedelerinin, babalarının da zaferidir. Cumhuriyet laisizmi hiçbir zaman dinsizlik gibi algılamadı. Ben ilkokula başladığımda hem Andımız’ı hem de bütün namaz surelerini okuyordum. Başbakan, “Cumhuriyet döneminde dindarlar köle muamelesi gördü” diyor. Bundan yanlış, ağır bir suçlama olamaz. Ben 80 yıl yaşamış bir tanık olarak ifade ediyorum.RTE Bir YALAN Makinesi DEMAGOG...

 

- Başbakan’ın kendisi pek kitap okumayı sevmediğini itiraf etmedi mi?

H.C.- Evet de devletin hafızası olmalı. Devlet bir Başbakan’dan ibaret değil. Bence bugünkü sıkıntımız tek adam yönetimi. İnönü’yle Milli Şef diye alay ediyor da kendisi Milli Başbakan oldu. Belediye başkanlığını da üstlenmiş bir Başbakan. Çamlıca’ya cami kararı ona ait. İstanbul’un imamı gibi davranıyor. İstanbul Belediye Başkanı’nı İstanbul’a imar planı yapmaktan men etmiş. Elimde bilgiler var. İmar komisyonundan bazıları ve belediye başkanı Başbakan’ın Dolmabahçe’deki ofisinde pazar günleri toplanıp İstanbul’un imar planını tartışıyorlar. Olacak iş mi? Atatürk’e tek adam diyor. Türkiye Cumhuriyeti bununla tek adam idaresine girmiş. Zaten Atatürk de demiyor. Mustafa Kemal diyor.

 

Erdoğan DP mirasını ağzına almasın

 

Menderes’in konuşmalarını okuyun. İrticaya davet çıkaran tek sözünü bulamazsınız. Menderes hiçbir zaman rejimle kavgalı olmadı, Cumhuriyet’i asla inkâr etmedi

 

- İyi de devlet büyüklerimiz Cumhuriyet camileri kapattı, diyor...

H.C.- Cumhuriyet hiçbir cami kapatmadığı gibi yeni camiler de yaptırdı. Sinagog, kilise de yaptı ve yaşattı. Laiklik de zaten bundan ibarettir. Ayrıca Medeni Kanun’u yaptı. Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel belgesi Medeni Kanun’dur. Öbür kanunları da yaptı. Bunların hepsi laikliğe aykırı olmayan ama sömürgeciliğe ve emperyalizme başkaldıran kanunlardır.

O beğenmediğiniz Cumhuriyet İkinci Dünya Savaşı’na girmedi. Beğenmediğiniz İsmet İnönü Türkiye Cumhuriyeti’ni savaşın dışında tuttu. Ben Demokrat Partiliyim. Zamanında İnönü’yle tartışmalar olmuştur. Ama İnönü’nün Cumhuriyet tarihindeki yerini kirletmeye kimse teşebbüs etmemiştir.

 

 

- Peki, yakın geçmişte Başbakan’ın, iki ayyaş ülkeyi yönetti, demesini nasıl karşıladınız?

H.C.- O sözü Menderes ya da Bayar duymuş olsaydı Erdoğan’ın kendilerinden bahsetmesini reddederlerdi. Ben Menderes’in Gençlik Kolu Başkanıydım. Menderes’le Tayyip Erdoğan arasında hiçbir benzerlik yok. Bugün Cumhuriyet’e karşı savaş ilan etmiş bir başbakanımız var. Bir TBMM Başkanımız (Cemil Çiçek) var. Zaman zaman Cumhuriyet’le ilgili çok yanlış sözler söylüyor. Bugünkü Dışişleri Bakanı (Ahmet Davutoğlu) Cumhuriyet dönemi fetret dönemidir, dedi.

Fetret dönemi anarşi, kargaşa dönemi demektir. Ama dinsel olarak iki peygamber arasındaki süreçtir. Türkiye Cumhuriyeti fetret dönemidir, dediği zaman dinsizlik, kargaşa dönemidir, demek istiyor. Biz Cumhuriyetçiler olarak bu sözleri şiddetle reddederiz. Bizim yaşadığımız hayata atılan ağır bir iftiradır.

Başbakan bugün AB’yle, BM’yle, NATO’yla her tarafla kavgalı. Bir yandan da Menderes’in devamı olduğunu ifade etmeye uğraşıyor. AB’ye girme kararı 1959’da DP’nin Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu tarafından alınmış ve bildirilmiştir. Biz BM’nin, Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesiyiz. NATO’ya DP döneminde 1953’te girdik. Yani Sayın Başbakan’ın DP’nin mirasından söz etme hakkı yok.

Menderes’in dinsel bilgileri olduğu şüphesiz. Ama Amerikan Koleji mezunu. Avrupa kültürü almış. Menderes’in bütün konuşmalarını okuyun. İrticaya davet çıkaran tek bir sözünü bulamazsınız. Evet, İnönü’yle kavgalıydı. Ama hiçbir zaman rejimle kavgalı olmadı. Cumhuriyet’i hiçbir zaman reddetmedi, inkâr etmedi.

 

 

- Bayar, Menderes ve DP kadroları CHP içinden çıkmadı mı?

H.C.- 1950’de Bayar’a ve Menderes’e “devri sabık” yaratmak için başvuranlar oldu. Bayar’ın da, Menderes’in de bunu isteyenlere cevabı şu oldu: “Cumhuriyet bir bütündür. Biz enkaz devraldık demiyoruz.” Bence bu Cumhuriyetimizin en önemli dönüm noktalarından biri olmuştur.

Bugün her şeyi kendisinin yaptığını söylüyor. Elimde belgeler var. Sadece 20 çimento fabrikası yapmış bir DP var. Onun ardından Demirel dönemi geliyor. Barajları, karayollarını, GAP’ı yapan Demirel değil mi?

Üniversite açtık, diye övünüyor. ODTÜ’yü kim açtı? 1956’da açılan ODTÜ Türkiye tarihinin en büyük üniversitesi. ODTÜ’nün yapımı için yedi köy istimlak edilmiştir. O dönem Erzurum Atatürk Üniversitesi kurulmuştur. Ardından Hacettepe geliyor. Cumhuriyet büyük bir organizasyon. Bunu ret ve inkâr ederek Cumhuriyet’i yaşatmak mümkün değildir.

Bugün laisizme karşı olduklarını eğitim ve öğretimde çok açık bir şekilde ortaya koydular. Bugün imam hatip liseleri örgün eğitim liseleri oldu. Bunlar bugün dünyanın hangi uygarlığında var?

 

Bayar’ın derin Atatürk hayranlığı

 

- Atatürk’ü koruma kanunu da eleştirilmiyor mu?

H.C. - Atatürk ismi bir kurumdur. 1950’den sonra Atatürk heykellerine saldırılar oldu. Bayar Atatürk’e hakaretin bir ceza yaptırımına bağlanmasını istedi. O dönemin milletvekillerinden Zeyyat Ebüzziya Prof. Hirsch’e gitti. Hirsch, “Atatürk bir şahıs değil, kurumdur. Korunacak olan Atatürk kurumu, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in ilkeleridir. Bu tek bir şahsı koruma kanunu olmaz. Gönül rahatlığıyla böyle bir ceza maddesi konulabilir” dedi. Bu sözler grubu iknaya yetti ve o kanun çıktı. Bayar, kanun çıkmadan önce muhalefet edenleri çağırdı. “Ya bu kanunu çıkarırsınız ya da ben hem DP’den hem Cumhurbaşkanlığı’ndan istifa edeceğim” dedi. Bayar, “Yaşadıkça Atatürk’ün büyüklüğünü daha iyi anlıyorum. Çünkü her dediği çıktı” demiştir.

 

‘Dine dayalı siyaset kaybeder’

 

- Zihniyet bakımından DP’yle ilgisi olmayan AKP, DP’nin devamı olduğunu ileri sürdüğü için mi hep DP vurgusu yapıyorsunuz?

H.C.- Evet. Bugünkü AKP’yle DP’yi ayırmak istiyorum. O dönemde de ana muhalefet CHP’yle iktidar partisi DP kavgalıydı. Ama Atatürk dendiği zaman birleşirlerdi. Bakın, 27 Mayıs İhtilali’nden sonra Yüksek Adalet Divanı’nın açtığı davaların hiçbirinde DP irticayı teşvikle suçlanmamıştır. Ama dediğiniz gibi, Sayın Başbakan’ın bunları okuma fırsatı yok. O mahkemenin zabıtları yayımlandı.

 

- Bugün bizim yöneticilerin pek hayranlık duyduğu Sait Nursi’yle Menderes arasında yakın bağlar olduğu telaffuz ediliyor. Bu doğru mu?

H.C.- Sait Nursi’yi Isparta’da ikamete mecbur eden Adnan Menderes’tir.

Başbakan bunları okumamış olabilir. Dine dayalı siyaset her zaman başarısızlığa uğramaya mahkûmdur. Kaybederler.

 

PORTRE

 

İzmir, 1933 doğumlu. Yükseköğrenimini AÜ Hukuk Fakültesi’nde yaptı. 1955’te avukatlığa başladı. Siyasete 1952’de Demokrat Parti’de (DP) girdi. 27 Mayıs darbesinden sonra Yassıada’daYüksek Adalet Divanı’nca açılan davalarda sanıkların avukatlığını üstlendi. Yüksek Adalet Divanı’na hakaret suçundan tutuklanıp iki buçuk ay hapis yattı. 1983’te Büyük Türkiye Partisi’nin kuruluşunu organize ettiği gerekçesiyle Demirel ve arkadaşlarıyla birlikte 4 ay tutuklu kaldı. 14 Mayıs 1985’te DYP Genel Başkanlığı’na seçildi. Genel başkanlığı siyasi yasağı biten Demirel’e devretti. 1991-95 arası TBMM Başkanı olarak görev yaptı. Turgut Özal’ın ölümü üzerine bir ay Cumhurbaşkanlığı’nı vekâleten üstlendi. 2009’daDP genel başkanlığınaseçildi. Ocak 2011’deki kongrede aday olmadı.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !