AHMET DAVUTOGLU BIR KARAY YAHUDISI MIDIR?

 
- Gönlünü yıkayıp arıtmamışsan, habire abdest alıp,sakal ile yatıp kalkmaktan  durmaktan fayda bekleme ! ''
Hz.Mevlana 

Sakal, hırka,Takke,Cubbe ile müslüman olsaydı Her Kişi,

Keçilerle, Cübbeli Ahmet Hocaya danışırdık Her işi

Son dönemde Türkiye’de “Kırım Tatarları” modası esiyor.

 

Kemal Karpat’tan Halil İnalcık’a yıldızı parlayan tarihçiler, Ahmed Davutoğlu’ndan Ali Babacan’a yükselen siyasetçiler hep Kırım Tatarı.

Biz de konuyu Prof.Dr.Yalçın Küçük’e sorduk.
Kırım Tatarları’nın kökenleri nereye dayanıyor?
Türkiye’de hangi önemli isimler Kırım Tatarı?
Yalçın Küçük’ün bu isimlerle ilgili çalışmaları var mı?
Odatv olarak Prof.Dr.Yalçın Küçük’e sorduk.
Küçük, Odatv’ye yanıtladı.

İşte Yalçın Küçük’ün açıklamaları:

Tyurkskiye Narodı Kırıma, 2003 tarihinde Moskova’da basılmış çok bilimsel bir kitaptır.
Adından da anlayabileceğiniz gibi, bu kitabın adı 
Kırım’ın Türk Halklarıdır.
Bu standart bir kitaptır.
Dolayısıyla Kırım dediğiniz zaman, Türkler ve Tatarlar dediğiniz zaman, elimizde yeni çıkmış 
Tyurkskiye Narodı Kırıma kitabı var.

Bu kitap üç bölüme ayrılıyor.
Kırım dediğimiz zaman, biz Kırım Tatarları’nı kastediyoruz.
Ama aslında bilimsel ve tarihsel olarak orada üç halktan bahsedebiliriz.
Bir tanesi Karain, ikincisi Kırımskiye Tatarı, üçüncüsü de Kırımçaklar.
Demek ki, Türkçede genel olarak Kırım Tatarı dediğimizde, etnik açıdan ve zaman zaman din açısından da birbirinden farklı üç halktan söz ediyoruz.
Zaten kitabın başlığı da bu:

Tyurkskiye (Türk) Narodı (Halkları) Kırıma (Kırımın).

Karainleri şöyle ifade edebiliriz;
İbraniler 
“Karaim” der;
Batılılar Karaibler, orada yaşayanlar, Türkler ve Ruslar ise “Karaim” derler.
Demek ki, Kırım Tatarlarının veya Kırımlı dediklerimizin önemli bir bölümü Karaim’dir.
Bunlara ya “Karia” deriz veyahut “Karia Türkleri” deriz.

Bunlardan bildiğimiz bir kişi var, o da Refik Halit Karay’dır.
Bunlar 
“kara” sözcüğünden gelirler.
“Kara” İbranicede “okumak” demektir.
14, 15 ve 16’ncı yüzyılda en çok Galata Köprüsü yakınlarında oturdukları için oraya “Karaköy” denir.
Demek ki, bugün Karaköy dediğimiz yerde, eskiden bizim “Kırımlılar” dediğimiz Karayiler oturuyordu.

İkinci grup Kırım Tatarlarları’dır.
Bunlar ayrı bir kategoridir.
Dolayısıyla bana Kırımlıları sorduğunuz zaman, diğer Tatarları ayırmak durumundayız.
Kazan Tatarları da var.
Lenin kısmen Kazan Tatarıdır.
Azerbaycan’a dışarıdan baktığınızda onlara da “Tatar” denir.
Onları da ayrı tutuyoruz.
Bu nedenle de sorduğunuz sorudan İlber Ortaylı arkadaşımızı da ayrı tutuyoruz.
Zaten şu sıralarda bir ödül de almadı.
Gittikçe ödülsüz bir yere doğru gidiyor.
Kırım Tatarları dediğimizde bunları ayırmış oluyoruz.

KARAYLAR YAHUDİLİĞİN BİR KOLUDUR

Karaylar, Karay dini veya mezhebindendir.
Karayiler Yahudiliğin bir koludur.
Kara oradan gelir.
Kımçaklar, onlar da net olarak Yahudi kabul edilir.
Türkiye’de de bu isim ve soyisimlere yaklaşıyoruz.
Kırım Tatarı dediklerimiz de genellikle Müslüman’dırlar ve Türkçe de konuşurlar.
Karayiler, Karayi Yahudisi veya Karayi Türkü denilen çok tipik bir millettir.
İnanılmaz güzel ve arı bir Türkçeleri vardır.
Aynı zamanda 8’inci yüzyılda ortaya çıkmış olan Karaim kolundandırlar.
Dış görünüşlerinde Müslümanlar fakat ayinleri Karayin, yani İbraniyettir.

Bunun dışında iki ayrıntıya daha değinmek istiyorum.
Ödül alıyorlar, şunu yapıyorlar, bunu yapıyorlar, bunlar doğru.
Ancak, AKP ile beraber en fazla kimler ödül aldı dediğiniz zaman –ki yeni kitabım “Çöküş” te de tekrar tekrar ortaya çıkarttıklarım var– birincisi Jak kamhi, İkincisi de İhsan Doğramacıdır.
Jak Kamhi, Türkiye’de aşağı yukarı sivil kesimin Haham Başı gibi bir insandır.
Yahudi’dir, buna bir itirazımız yok.
Doğramacı’nın ise anadilinin İbrani olduğunu göstermiş oluyorum.
Bu, birinci ayrıntıdır.
Bu ödüllendirmeyi bunlardan çok ayrı düşünemeyiz.

İkinci noktaya geldiğimizde, verdiği bütün ödüllere bakmak durumundayız.
En önemli ödülleri Kamhi ile Doğramacıya verdiler.
Kamhi’yi biliyoruz, ona bir karşıtlığımız yok.
İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkiyi kuran zengin Yahudilerden bir tanesidir.
Ona verdiler.
Niye verdiklerini kitaplarımda yazacağım.
Öbürü de Doğramacı’ya verildi.
Doğramacı da, bunları kitaplarımızda çıkarttık, kendisini överken söyledikleri gibi, anadili İbrani’dir.

Bu iki örnekten de çıkartabileceğimiz gibi, böyle bir eğilim görüyorsak, benim de Tyurkskiye Narodı Kırıma” kitabından da verdiğim bilgilere göre, Kırımçak tipik Kırım Yahudisidir.
Bu soyadı Türkiye’de de vardır.
Kırım Yahudilerine 
“Kırımçak,” diyoruz.
Karaylara da İslam ile İbraniyet karışımı diyebiliriz.
Bir tür sabetayizme benzerler.
Bir yanları İbrani’dir, bir yanları başkadır.
Şunu da belirteyim ki, bunların nasıl olduğu o tarihlerde tartışmalıdır.

Türkler’di de, sonradan mı Musevi oldular veya Musevilerdi, sonra mı Türk oldular?
Bu konuda çok ciddi tartışmalar vardır.
Kökleri Hazar Yahudilerine gider.
Onlar reddederler, 
“biz bağımsızız,” derler;
“biz esas bölgeyiz,” derler.
Benim yararlandığım bütün kaynaklara göre, bunların ayinleri İbranicedir, Türkçedir.
Türkçeyi çok güzel kullanırlar ama Türkçeyi yazmazlar.
Rusça yazarlar.
Dolayısıyla Kırımlıları incelemek için mutlaka Rusça bilmek lazım.

AKP’DE ÖNEMLİ YERLERDE KIRIMLILAR VAR

Benim tespitlerime göre, şu anda AKP’nin hükümete getirdiği en önemli yerlerde üç tane Kırımlı var.
Ali Babacan, Cemil Çiçek ve Ahmet Davutoğlu.
Bunların bazıları hakkında yazdıklarım var.
Sadece ödülde ve bilimde değil, başka alanlarda da yükselttikleri içinde benim verdiğim bilgiler çerçevesinde ele alınabilecek olan Kırımlılar var.
Burada Kırımlı sözüne sadık kalıyorum.
İbrani mi değil mi, Karay mı, Kımçak mı?
Bunlara girmiyorum.

Ahmet Davutoğlu’nun kızının ismi Sefure, tipik bir Karay ismidir, onları tespit ettim.
Sabri Ülker’in kızı, Ahsen Özokur’un oğlu Ahmet’le evlidir.
Demek ki, başka vesileyle çıkarttığım endogamiyi burada da görüyoruz.
Kendi aralarında evleniyorlar.
Şunu çok açık söyleyebilirim;
Ahmet Davutoğlu’nun bu özelliklerinden başka, Dışişleri Bakanı olmak için hiçbir özelliği yoktur.
Sadece Kırımlı, Karay ve çok büyük bir ihtimalle de Sabri Ülker ailesinin dünürü olduğu için oraya gelmiştir.
Sabri Ülker bana mektup yazmıştı, “biz sabetayist değiliz,” diye.
Ben onları yayınladım.
Tekrar yayınlayacağım.
Şu anda AKP’nin bir yan örgütü gibi çalışıyor.

AKP TÜRKİYE’DE İSLAMİYETİN KÖKÜNÜ KAZIYACAK

Ülker holding Asam’ı çürüttü.
Asam birazcık bağımsız oluyordu, parayı kesti.
Kim kesti?
Parayı bunlar kestiler, bazı yerlerde 
“bunlar” diyorum çünkü beraberdirler.
Dolayısıyla Kırımlılar ile AKP’nin üst tarafı evlidir, karı koca ilişkisi vardır, beraberdirler.
Cemil Çiçek de bunlardandır.
Çiçek soyadı sadece Hazardan gelir, bunu iyi öğrensin Cemil Çiçek.
Ben 2002 yılında, bu hükümet kurulurken, 
“bunlar İslamiyet’in kökünü kazıyacak,” dedim.
Türkiye İslamiyet’ten hiçbir zaman AKP döneminde olduğu kadar uzaklaşmamıştır.
İslamlar Türk ordusuna karşı değillerdir.
Dünyanın her tarafında dindarlar orduyu tutarlar.
Onların en muhafazakâr yanlarıdır.
Bunların böyle olan hiçbir yanı yoktur.
İslamlar devletin, kamunun mallarını böyle yabancılara satmazlar.
İslamlar hiçbir zaman ülkenin sınırlarını İsrail’e kiraya vermek için bu kadar çaba harcamazlar.

BABACAN ADINI KARAYLAR KULLANIR

Ali Babacan’a gelirsek, Babacan adı çok, çok tipik bir Karay adıdır.
Karaylar kullanır.
İsterseniz Karay Türkleri deyin, isterseniz Karay Yahudileri deyin.
Ben öyle bir şey söylemiyorum, ben bilimsel olanları söylüyorum.
Daha önce kitaplarımda Babacan’ın ne olduğunu yazmıştım.
Ahmet Davutoğlu için Ayetullah Hamaney çok yakın bir zamanda 
“Davudi,” dedi.
“Banu’nun kocası,” dedi.
İktidarlarının ilk zamanlarında doksan tane Davudi’yi, Davudi derken İbraniyi kastediyor, Amerika’da yaktılar.
İşte, Davudi sözcüğüne Karaylar aynı zamanda 
“Davutoff,” derler.
Karayin Tarikatını kuran adam Amman bin Davut’tur.
Ondan dolayı da bu soyadı çok kullanılır.

Tekrar ediyorum, Ahmet Davutoğlu’nun Kırımlı olmak dışında, Dışişleri Bakanlığı’na gelmek için hiçbir meziyeti yoktur.
Kırımlı’dır ve bana, “sabetayist değilim,” diyen Sabri Ülker’in torunuyla kızı evlidir.
Sefure’nin annesinin adı Sara’dır.
Şimdi bu çerçeve içinde düşünecek olursak, Halil İnalcık’ı da bir tarafa koymak durumundayım.
Bunlara Koç Üniversitesi ödül verdi.
Benim bununla ilgili çeşitli yazılarım vardır, beyefendi bir insandır, ama ciddi, önemli bir tarihçi değildir.
Bunu hep söylüyoruz.
Bir kitabı vardır;
Osmanlılar üzerine olan bu kitap İngilizce de basılmıştır.
Ben size izin verirseniz bu kitabın önsözünden bir paragraf aktarmak istiyorum "Prof.Bernard Lewis’e şükranlarımı sunarım.
Bu kitabı yazmamı o sağladı."
 
Birinci cümle bu.
Bernard Lewis yazdırmış bu kitabı.
Bernard Lewis büyük Siyonist’tir ve Amerika’da Irak savaşının mimarı olarak bilinen bir insandır.

TÜRKOLOJİ DÜNYADA SADECE YAHUDİLERİN ALANIDIR

Bir de benim öne sürdüğüm bir teori vardır:
Türkoloji dünyada sadece Yahudilerin alanıdır, başka hiç kimse girmez.
Amerikan dünyasında Lewis vardır.
Fransızlarda Paul Dumont vardır.
Bu kişi Paris’teki Türkoloji’nin başındadır.
Bunlar kendilerine yakın olmayan hiç kimseyi bu alana sokmazlar.
Devam ediyorum.
Diyor ki, 
“bu kitabı Prof.Norman Vuckoviç çevirdi.”
Norman Vuckoviç, o da İbrani’dir ve bu kitapta bizim yurttaşlık bilgilerinden bildiğimiz tarihsel bilgilerin ötesinde bir tek cümle yoktur.
Ama Halil Hoca bu dönemde AKP ile beraber sanki büyük bir tarihçiymiş gibi hareket ediyor.
Halil Hoca bir dikkatlilik yapıyor, bunları çok fazla desteklemiyor, konuşmuyor.
Tarihçi olarak da, benim duyduğum kadarıyla, Habertürk’e çıkartıldıklarında konuşmuyor.
Zaten Habertürk bugün Neo Osmanizasyon için kurulmuştur.
Böyle bir takım müezzinlerin, şunların, bunların çıkıp tarih programı yaptığı bir yerdir.

Kemal Karpat a gelince, onun Kırımlı olduğuna dair pek çok bilgiler geliyor.
Bu Kırımlılar’ın bir tarafı var, dağılırlar.
Kemal Hoca Romanya’ya gitmiştir.
Bir kısmı Türkiye’ye gelmiştir.
Bunlar Türkiye’de çok dağılmışlar.
İstanbul’da yerleri vardır.
Bazısının Mısır’da yerleri vardır ama hepsinin tipleri bellidir.
Ben hiçbir zaman bu analizlere fizyonomiyle girmiyorum.

AKP İKTİDARA GELİRKEN BU KİTAP YAZILDI

İngilizlerin güzel bir sözü vardır:
“Bütün bebekler birbirine benzer, onlar da Churchill’e benzer.”
Ama alın Cemil Çiçekle, Davutoff’u ya da Davutoğlu’nu yan yana getirin nerdeyse amca çocuklarıdır.
Bunlara bir tanesini daha katacak olursanız, Kaya Çilingiroğlu’nu katabilirsiniz.
O da Kırımlı’dır.
Ben her zaman bilimsel konuşurum.
Mesela bir kişi 
“Mardinli” soyadını alıyorsa, “Mardinzade” alıyorsa, o Türk ve Müslüman’dır.
“Mardin” alıyorsa, çok büyük bir ihtimalle İbrani’dir.
“Karpatlı” veya “Karpatgil” olarak alıyorsa, o Türk’tür;
ama 
“Karpat” olarak alıyorsa, o İbrani’dir.
Çünkü İbranilerin çoğu bu kelimenin Rusçası’nı, 
“Karpat”ı kullanırlar.
Kemal Karpat, 
İslam’ın Siyasallaşması kitabında, o da ön sözünde söylüyor.
Aşağı yukarı AKP’nin kuruluşuna denk geliyor.
Yani İsrail ve diğerleri AKP’yi iktidara getirmek istediklerinde, bu kitabı hazırlamış.
Son derece zayıf bir kitap.
Zaten sizdeki mülakattan sonra bana dünyanın pek çok yerinden notlar geldi.
Boğaziçi Üniversitesi’nde bir dergide, kitabın bütün hataları gösterilmiş.
İlkokul hataları var ve burada da çok açık olarak, tamamen Fethullah Gülen’e biat etmiş, onu övmüş.
Hiçbir tutarlılığı olmayan bir kitaptır.
Demek istediğim şu ki;
Kemal Karpat gibi daha önceki yıllarda ne cami bilen, ne de namaz bilen, dinle hiçbir ilgisi olmayan biri nasıl böyle dönüş yaptı?
Kaldı ki, ben ODTÜ’deki hocalık dönemimden hatırlıyorum, muhafazakârdı ama laik, modern, cumhuriyetçi bir insandı.
Sonradan böyle döndüler.

GİZLİ BİR EL BUNLARI YÜKSELTİYOR

Son olarak şunu söyleyebilirim.
Fethullah Gülen, Türkiye’nin İslamizasyonunda, Türkiye’nin Osmanizasyonunda, yeni bir dönemin kurulmasında, dışarıda bulunmuş olan, kötü de olsa İngilizce bilen üç isim var.
Şerif Mardin, Kemal Karpat, Metin Heper.
Biz de bunları izliyoruz.
Dolayısıyla, bu Kırım kategorisi ile AKP iç içedir.
Bir yandan Tayyip Erdoğan soyunun Gürcistan’dan geldiğini ima ediyor.
O, Kafkasya’dır.
Bu, kesin bildiğimiz bir şeydir ve bir şey daha var ki;
gizli bir el bunları yükseltiyor.
Cemil Çiçek o yüzden oradadır, Ali Babacan o yüzden oradadır.

Babacan’ın hiçbir yeteneği ve politik tecrübesi yoktur.
Dışişleri gibi önemli bir göreve verilmişti.
Kimdi bunların ilk Dışişleri Bakanı?
Yaşar Yakış’tı.
Ne demişti Yakış?

“Ben onlardan değilim diye, beni attılar.”
Bu, yazılıdır; ondan sonraki Abdullah Gül diye birisidir.
Bana mektup yazmıştı, “ben sabetayist değilim,” diye.
Öyle mi değil mi?
Bilemeyiz.
Ben de o tarihten beri, “bana belge gönder yazacağım,” diyorum;
göndermiyor.
Demek ki, getirdikleri Dışişleri Bakanlarından bir tanesi sabetayizm şüphesi altındadır.
Sadece “evrakta sahtecilik” şüphesi değil, bir de bu şüphe vardır.

Babacan için tekrar söylüyorum;
Sabri Ülker’le alışveriş yapan Karaylı, karısının adı Sara, annesinin adı Sefure, kızının adı Aybike.
Aybike Karaylıların en çok kullandıkları isimdir.


BİZİM KISSINGER VE AHMED DAVIDOF

Kissinger’in ABD Dış Politikası’na dahil oluşu (daha önce Pentagon’da pek çok görev alsa da) Harvardlı bir akademisyen olarak 1969 yılında ABD Dış Güvenlik Danışmanlığı görevine gelişi ile başladı.
1973 yılında ise ABD Dışişleri Bakanı oldu.
Bu görevi 1977’ye kadar sürdürdü.
Ancak daha sonraki yıllarda da ABD Başkanları’na danışmanlık yapmaya devam etti.

Görevi boyunca realist bir dış politika izledi.
Kissinger’ın duygusal dünyasını belirleyen anti-komünizm idi.
Kissinger için sol tehlikesini her şekilde bertaraf etmek mubahtı.
Bunun için pek çok darbenin mimarı olmaktan, iç savaşları desteklemekten çekinmedi.
Kimi zaman da  soft power bunun aracı oldu.
Ancak atılması gereken her adımı realite belirledi.

Kissinger, Sovyet-ABD kutuplaşmasında nükleer savaş tehlikesini SALT 1 anlaşmasıyla önledi.
Ardından Sovyetler Birliği’ni çevreleme stratejisini ortaya koydu.
Kissinger Sovyetler Birliği ile arası açılan Çin ile yakın ilişki kurdu.
İki ülkeyi karşı karşıya getirdi.
Vietnam, Kamboçya, Laos’a saldırıları destekledi.
Vietnam’da 3 ile 5 milyon, Kamboçya’da 600 bin, Laos’da 350 bin kişi bu saldırıların sonunda öldü.

Kissinger,Şili’de askeri darbenin en önemli ismiydi.
Darbeyi desteklemesini eleştirenlere şunu söylüyordu:
" bir ülkenin, kendi vatandaşlarının sorumsuzluğu yüzünden komünizme yönelmesini neden hiçbir şey yapmadan izlemem gerekiyor, anlamıyorum".
Kissinger,Kıbrıs’ta Samson Darbesi’nin sorumlusuydu.
Endonezya’nın Doğu Timor’u işgal ederek binlerce kişiyi öldürmesi onun eseriydi.
Kissinger,Türkiye dahil pek çok ülkede Gladyo’nun kuruluşunu desteklemekle suçlandı.

Peki nasıl oluyor da Ahmet Davutoğlu,  darbeci Kissinger’a benzetiliyor?
Üstelik Mark Paris gibi önemli isimler bile Ahmet Davutoğlu için Kissinger benzerliğini kurabiliyor.

Şöyle açıklayalım...

Ahmet Davutoğlu, Cüneyt Ülsever gibi liberal isimler tarafından dahi fazla ABD eksenli bulunuyor.
Davutoğlu’nun  ABD ile çıkarlarımız tamamen örtüşüyor sözleri liberal kesim tarafından bile fazla iyimser bulunuyor.

ABD’li teorisyenler ise Ahmet Davutoğlu’nda Çin’i Sovyetler’den, Mısır’ı 1973’de İsrail karşıtlarından diplomasi ile koparan Kissinger’ı görüyorlar.
Bu nedenle Ahmet Davutoğlu anlamamış görünse de  Kissinger lafını bir iltifat olarak kullanıyorlar.
Davutoğlu’nun 3 gün önce Oxford’da yaptığı ve salonda da ABD’liler tarafındanKissinger benzetmesine neden olan konuşması işte bu yüzden alkışlandı.

Barış Terkoğlu

Odatv.com


 

Odatv.com

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !