AGZI BOZUK,ELİ BOZUK,TAHSİLSİZ KASIMPAŞALIDAN BAŞKAN MI OLUR

Gerçekler acıdır bazan. Bize tatlı gelen RET ve ERZİNCANLI BİNALİ nin yalanlarını dinlemekten zevk alırız çoğu zaman. Ve acı gerçekleri söyleyenlere kızarız, dinlemek istemeyiz onları.

Avrupa'daki Türklere 'Gidin' dedi!

Fransız Ulusal Cephe’nin lideri Marine Le Pen’in yeğeni Marion, dedesiyle teyzesini aratmadı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Avrupa’da yaşayan Türklere yönelik sözlerine Twitter üzerinden cevap verdi.YA bu deveyi güdecek, veya AVRUPA dan gideceksin,dedi.

 

Sevgili okurlarım, Hollanda ile yaratılan son kriz, akıl alacak gibi değil. Sen bir ülkenin koyduğu kuralları, sana yaptığı ricaları görmezden geleceksin, egemenlik haklarınasaygı göstermeyecek ve bakanlarını zorla o ülkenin sınırlarına sokmaya kalkışacaksın!..İstenmediğin evde israr terbiyesizlik ve Edepsizliktir.
İnanılmaz bir olaydır.
Başbakan Binali Yıldırım bundan birkaç gün önce atv'de katıldığı televizyon programında şöyle demişti:
“15 Mart günü Hollanda'da seçimler var. Dolayısıyla, o günden önce o ülkede bir etkinlik yapmamız mümkün değil…”
Sen orada yapacağın siyasi şovlar için birkaç gün önce bunları söyleyeceksin, sonra da iki bakanını Hollanda'ya sevk edeceksin.
Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya izin verilmediği halde Almanya sınırından karayolu ile geçip Rotterdam'a gitti, konsolosluğa girişine izin verilmedi ve kibarca sınır dışı edilip geldiği Almanya'ya iade edildi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun uçağına ise iniş izni verilmedi. Bakan Bey izin verilmeyeceğini önceden biliyordu ama işleri kızıştırmaktan çekinmedi.

Sıfatı “Şeyh” idi..
Babası da, dedesi de, büyük dedesi de aynı sıfatı taşımıştı. Nakşibendi tarikatı üyesiydi. Çok varlıklıydı. Hem şeyh hem de zengin olunca, bir de üstüne şeriatın ağdalı dilini kullanınca, Doğu Anadolu'da epey sözü geçen bir konuma yükselmişti…
Cumhuriyetin kuruluşundan yalnızca 14 ay sonra isyan bayrağını çekti… İsyan öncesinde, tüm aşiretleri tek tek gezerek, hükümetin çıkardığı yasalarla dinden çıktığını, Mustafa Kemal'in dinsiz olduğunu, kuran ve namusun elden gittiğini söyledi… Yetinmedi, bir fetva yayınlayarak, Cumhuriyete karşı cihad ilan etti, üstelik garanti de verdi:
-Bu cihada katılan herkesin hem canı, hem malı helaldir!..
Pek çok güçlü aşiret bu fetvaya kulak asmadı. Toparlayabildiği güçler ve İngilizlerin tam desteğiyle Cumhuriyeti yıkma çalışmalarını yürütürken, isyan hiç istemediği kadar erken ve hiç ummadığı bir biçimde Piran'da patlayıverdi. Hızla yayıldı. Öyle ki; isyancılar Diyarbakır'ın kapısına kadar dayandılar… Ve orada kaldılar!.. 11 Şubat 1925'te başlayan isyan 26 Mart'ta Türk Ordusu'nun kesin zaferiyle sona erdi. Varto'da, İran'a kaçmak üzereyken yakalandı. Diyarbakır'da yargılandı ve asıldı…
-Amacı, padişahlığı, hilafeti, şeriatı getirmek ve Abdülmecid'in oğullarından birini başa geçirmekti…
Arkasında, son padişah Vahdettin'den Kürt Teali Derneği yöneticilerine ve İngiltere'ye kadar, Cumhuriyete düşman geniş bir destekçi gurubu vardı…
-Adı, Şeyh Sait'ti…
 
YOBAZIN HEYKELİ VE TÜRK MİLLETİ!..
 
İsyanın üzerinden yaklaşık 89 yıl geçti…
Şeyh Sait'in ardılları, idam edildiği yere heykelini dikmek için kolları sıvadılar… Kahraman ve şehit ilan edilmesi de cabası!.. Uğruna idam sehpasına çıktığı fikirlerinin önemli bölümü ise hayata geçti.. Hem de yasalar ve paketler yoluyla!..
-Şööle bi mezarından doğrulsa pek iftihar ederdi yani!..
Hele son “demokratikleşme paketi” yok mu, tadından yiyemezdi valla!.. Üstelik bu paketin ilk olmadığını, daha sırada ne “paketler” olduğunu duysa, bu defa sevincinden giderdi, tutamazdınız…
Gerçekten, bu iktidar, 90 yıl cumhuriyete karşı savaşmış, altını oymak, yıkmak için her yolu denemiş yeminli cumhuriyet düşmanlarının tümünün “hayır duasını” aldı!.. “hedef 2023” diye yola çıkanlar, zaten şu son 11 yılda cumhuriyetin tüm kazanımlarını teker teker satılığa çıkarmış, temellerini çürütecek her türlü adımı atmışlardı… Tüm okulların imam hatipleştirilmesi, kamu alanlarının türbanlılara açılması, sondan bir önceki açık saldırılardı..
-Şimdi “tabuta çakılacak son çivilerde” sıra…
Son çivinin adı bile belli:
-Türkiye İslam Cumhuriyeti!..
Parçalanmış, bölünmüş, halkı cemaatleştirilmiş bir cumhuriyet tabii.. Efendilerin yüzyıllardır istediği sonuç yani!.. Taa Berlin anlaşmalarında, gizlice yaptıkları, Osmanlı'yı paylaşma sözleşmesi Sykes-Picot'ta, Sevr Antlaşması'nda istedikleri bu değil miydi?. Amerikan Başkanı Wilson'un kaleme aldığı “prensiplerinde” Türklerin önce “Küçük Asya” denilen Orta Anadolu'ya gönderilmesi, sonra da “geldikleri yere defolup gitmeleri” nal gibi öngörülmüyor muydu?..
Büyük efendilerin minik piyonlarının, tam da bu hülyayı gerçekleştirmek için görevlendirildikleri son derece açık değil mi?. Avrupa Birliği'nin, ABD'nin paketi böylesine bağırlarına basması başka nasıl açıklanabilir acaba?.. Ancak, bir noktayı fena halde atlıyorlar.
-Türk Milleti!..
Evet, “geç kalan” bir millettir, bıçak kemiğe dayanınca değil, kıtır kıtır kesince aklı başına gelir, biraz “bana neci” tarafı da vardır.. Üstelik üşengeçtir de… Ama ayağa kalkana, “yeter be!” diye haykırana kadar…
-Sonrasını tarih baba yazıyor…
 
HAİNİN RUHUNA FATİHA!..
 
Ve 92 yıl sonra bugün…
Diyarbakır'da, hem de Cumhuriyet'in vilayet binasının tam karşısına bir pankart asıldı. Halkı referandumda “Evet” oyu vermeye çağıran pankartta aynen şöyle yazıyordu:
-Her EVET Şeyh Sait ve arkadaşlarına bir Fatiha'dır.
Altında nal gibi AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığı logosu bulunan pankartta Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın 1 Nisan'da Diyarbakır'da olacağı da müjdeleniyordu… Aslına bakarsanız pankart da kötü bir 1 Nisan şakası gibiydi!..
İngiliz desteğinde “şeriat isterük” diye henüz 14 aylık Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı ayaklanan, vatan evladı Mehmetçikleri şehit eden, yaptıklarıyla Musul'un kaybedilmesinde en büyük neden olan, vatana ihanetle yargılanıp Diyarbakır meydanında asılan
Şeyh Sait'in ruhuna Fatiha öyle mi!..
O pankartın tam da karşısına asılmasına izin veren vali sıfatlı muhteremin biraz olsun yüzü kızarmadı mı, azıcık olsun utanmadı mı çok merak ediyorum doğrusu!.. AKP'nin il başkanı ve diğer yetkililerine söylenecek laf yok; tıynetleri buymuş der geçerim!.. Ancak, bu referandumda “Evet” oyu vermeyi düşünüp, hâlâ Atatürk'e “başbuğ” diye sahip çıkan ülkücülere ve de “Biz onların değil, onlar bizim çizgimize geldi” diyen Vatansever arkadaşlara bir sorum olacak:
-Her gün milliyetçilik narası atıp, tescilli bir vatan haini gericiyi “her evet ruhuna Fatiha'dır” diye göklere çıkaran bu kafaya nasıl bir sıfat yakışır acaba?!.
--------------------



Hollanda Özgürlük Partisi Lideri Geert Wilders konuşuyor.
Duymak istemediğiniz gerçekleri söylüyor.
Türkçe alt yazılı video

http://medyaningucu.net/
hollanda-nin-asiri-sagci-lideri-geert-wilders-turk-vatandaslari-icin-turkce-alt-yazili-bir-video-paylasti-hukumetiniz-sizi-kandiriyor-izleyin-paylasin-derim-1

"Bugün Türklere bir mesajım var:
Hükumetiniz, sizin bir gün Avrupa Birliği üyesi olacağınıza 
inanmanızı sağlayarak sizi kandırıyor.

Bunu unutun. Siz Avrupalı değilsiniz ve hiç bir zaman olmayacaksınız.
Türkiye gibi bir İslam devleti Avrupa'nın bir parçası olamaz.
Avrupa'nın savunduğu tüm değerler - özgürlük, demokrasi, insan hakları -
İslam ile uyumsuzdur.
Türklerin vizesiz bir şekilde Avrupa'ya seyahat etmesini de istemiyoruz.
Halk, bunu kabul eden Avrupa hükumetlerine oy vermeyerek görevden
uzaklaştıracaktır.
Türkiye, tehlikeli bir İslamcı olup İslam bayrağını taşıyan Erdoğan için oy
kullanmış bulunmaktadır. Daha fazla İslam istemiyoruz, azalmasını istiyoruz.
Bu nedenle, Türkiye, bizden uzak dur. Seni burada istemiyoruz"


**********
Tabii burada küçük bir saptırma yapıyor. Sorun AKP veya Tayyip Bey değildir.
1963'den AKP'nin iktidara geldiği 2002'ye kadar geçen 39 yılda Türkiye'nin
başında Tayyip Bey mi vardı? Aksine, laik hükumetler vardı. Demek ki, AB
kapısında bekletilmemizin nedeni Tayyip Bey veya AKP değil. Neden şu:
Avrupa Birliği, kalabalık nüfuslu Müslüman bir ülkeyi tam üye yapmak istemi-
yor. Bosna-Hersek gibi 3 milyonluk bir ülke olsaydık sorun çıkmazdı.


**********

Demirel, Kenan Evren, Özal, Ecevit, Çiller, Mesut, Türkeş, Bahçeli, 
Baykal, Kılıçdaroğlu, Tayyip Bey, Abdullah Gül, Davutoğlu...


1963'den beri Türkiye'yi yönetenler halkımızı hep aldattılar.
Hep gerçeklerin tam tersini söylediler:

-AB'ye gireceğiz, tam üye olacağız
-Avrupa medeniyetin merkezidir
-Atatürk Batı'yı hedef göstermişti
-Avrupa'da vizesiz dolaşacağız
-İşsizlerimiz Avrupa'da iş bulacak
-Başımızdan aşağı Avrolar yağacak


Bu söylediklerinin doğru olmadığını biliyorlardı. Geert Wilders'in söylediği gibi
halkımızı 54 yıldır kandırıyorlar. 1963'den beri... (Since 1963)  Marka gibi...
Halen kandırmaya devam ediyorlar. Hepsinin partilerinin programlarında "He-
defimiz AB'ye tam üye olmak" yalanı var...


**********
Türkiye'yi AB'ye aday üye yapma projesi ABD imalatıdır.
Avrupa Birliği Türkiye'yi aday üye yapmak istemeyince ABD derhal devreye
girmiş ve AB şeflerini şöyle uyarmıştı:

"Yahu siz deli misiniz? Tavuğu tam yolma kıvamına getirmişken elimizden 
kaçıracaksınız. Siz aday üye yapmazsanız gider başka kocaya kaçar.
Rusya'ya yanaşır, Avrasya'ya yanaşır. Size Türkiye'yi tam üye yapın diyen
mi var? Bağlayın kapıya, oyalayın. Elimizden kaçırırsak hem Kürdistan kur-
ma hem de Kıbrıs'ı geri alma şansımızı kaybederiz"


**********
Bunun üzerine aday üye yapıldık. 
O zamandan beri AB'nin Türkiye'ye dayattığı 4 şey var

1- Türk Ordusu Kıbrıs'ta işgalcidir. Kıbrıs AB toprağıdır. Türk Ordusu çıkmalı.
     KKTC işgal edilen AB toprağı üzerinde kurulmuş sahte bir devlettir.
2- Kemalizmin modası geçti. O adamın resimlerini indirin.
    Dinsel örgütler sivil toplumdur, demokrasinin vazgeçilmez parçasıdır.
3- PKK ile silahlı mücadeleden vazgeçin, özerklik verin.
    Etnik örgütler sivil toplumdur, demokrasinin vazgeçilmez parçasıdır.
4- Çiftçinizi desteklemeyin. Biz size borç verelim, tarım ürünlerini ithal edin.
    Sanayinizi desteklemeyin, bizden yedek parça alıp montaj yapın.
    Gümrükleriniz AB ile uyumlu olsun (Gümrük Birliği), tarım ve sanayi ürün-
    leriniz bizimkiler ile rekabet edemesin, bunları biz daha ucuz ürettiğimiz
    için bizden almaya mecbur kalın.

İşte halkımıza anlatılmayan Avrupa Birliği gerçeği bu.

Peki, yöneticilerimiz niçin  bu tuzağa düştüler? Niçin halkımızı hep aldattılar?
Kesinlikle maddi değil, tamamen duygusal nedenlerle...


**********
arşiv:
Hollanda malı dolmakalemle o imzaları siz attınız   16 Mart 2017
http://aliserdarbolat.
blogspot.com.tr/2017/03/hollanda-mal-dolmakalemle-o-imzalar-siz.html 
Zalim Hollanda polisinin Türklere saldırıları   15 Mart 2016
http://aliserdarbolat.
blogspot.com.tr/2017/03/zalim-hollanda-polisinin-turklere.html 
Önce iğneyi kendine, sonra çuvaldızı Almanya'ya, Hollanda'ya  15 Mart 2017
http://aliserdarbolat.
blogspot.com.tr/2017/03/once-igneyi-kendine-sonra-cuvaldz.html 
Yurt dışında seçim ve referandum konuşması yasalara aykırı  14 Mart 2017
http://aliserdarbolat.
blogspot.com.tr/2017/03/yurt-dsnda-secim-ve-referandum-konusmas.html 

**********

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !