Embed

A.daletsiz K.alkınmasız P.aryalar partisine EVET Diyen DİKTACI

NECATİ DOĞRU: Sızma ile Süzme!

https://www.youtube.com/watch?v=RxDf21-u3dY 

NECATİ DOĞRU: Yürüyüş uyanın çığlığıdır!

​Ramazan günü oruçlu ağızlarla en büyük yalanlar devletin iftar sofralarında söyleniyor ve 15 ulusal kanalda birden canlı yayınlanarak ülkenin üzerine “Büyüme şahlandı. 500 büyük firmamız sınıfı geçti” rüzgarı estiriliyor.
Esen yalan rüzgarı.
Gerçek ise şu:
Düşük teknoloji payı:
Yüzde 76.7
Orta teknoloji payı:
Yüzde 19.5.
İleri teknoloji payı:
Yüzde 3.7.
Bu tablo Türkiye'nin en büyük 500 sanayi firmasının bir yılda (en son açıklanan 2016 yılı) yarattığı toplam üretim değerinin “düşük teknoloji boyunduruğu altında esir edildiğini” gösteriyor. 500 büyük içinde 341 firma düşük teknolojik malları üretiyor, sadece 12'si ileri teknoloji üretim yapıyor. 12'nin tamamı, ana ortakları yabancı olan otomotiv şirketleri. Otomotiv sektörü, ihracatın lideri ancak ithalatın da lideri. Türk işçisini çok ucuza çalıştırarak kârlılıklarını yükseltebildikleri için Türkiye'deler. Üretiminde ithalat payı en az olan tekstil sektörü ise kan kaybetti, büyüme değil sürekli küçülüyor.
Bu yapıyla övün.
Bütün zeytin bahçelerini kes.
Üzerine sanayi kur.
İyice batarsın.


Orduya sızmış değil AKEPE ce sızdırılmış, yerleşmiş değil yerleştirilmiş, terfi almış değil terfi aldırılmış olanların tiyatroya benzeyen darbe kalkışması bir açıdan iyi oldu. Şerden hayır doğdu. Zihinler açıldı.
Müslüman var.
Müslüman görünen Papaz elbiseliler var.
Dindar var.
Dindar görünen YALANCI İMAM lar var.
İnanmış var.
İnanmış görünen var.
Bu iki tür birbirini cami avlusunda kokularından tanıyordu, biliyordu. Biz bilmiyorduk. İkisini aynı sanıyorduk. Kur'an ve hadisleri, bu yalancı dünyada hayatlarının mürşidi (doğru yolu gösteren) yapan dindarlar bir yanda ve Kur'an ile hadisleri araç olarak kullanıp kendilerini iktidara getiren Müslüman görünümlüler öbür yanda. Müslüman görünümlüler galip geldi.
Galipler, birbirine düştü.
Kirli çamaşırlar döküldü.
Bağıra bağıra dövüştüler.
Fena küfürleştiler.
Fetullahçılar (FETÖ) yenildi.
RETÖ ci Tayyipçiler (İktidar) kazandı.
Hep böyle olurmuş.
Cemaat ile iktidar birbirine düşerse; yenilen cemaat, kazanan hep iktidar olurmuş. Ve İslam tarihinde, Arabistan'da bunun yüzlerce yaşanmış ve yaşanmakta olan örnekleri varmış.
* * *
15 Temmuz öncesi ile sonrası Türkiye'de Müslüman görünümlü yenenlerin, Müslüman görünümlü yenilenleri kılıçtan geçirmesinin sonunda ordu, Fetullahçı subaylardan temizleniyor.Yerine kimler geliyor? Yazar arkadaşımız Saygı Öztürk, hep kendisine ulaşan belgeye, bilgiye, kanıta ayna olur. Sadece söyleneni değil belgeleri de yayınlayarak yazar. Okumuşsunuzdur. Hoca Ahmet Yesevi Anadolu İmam Hatip adlı bir lise kendini tanıtma broşürü bastırıp, lise çağına gelmiş gençlere ve ailelerine çağrı yapıyor: Bu liseye girip de mezun olanlar: “Askeri Yüksek Okullar ve Polis okullarına girişte tercihen ayrıcalıklara sahip olacaklardır.”
Açıkça yazılmış.
Adeta “gel benim okuluma Ordu'da ve Polis'de rütben hazır” diye reklam yapılmakta ve Milli Eğitim Bakanlığı da bu tür dini vakıf ve derneklerin açtığı imam hatip liselerinin daha çok öğrenci alabilmeleri için yeni plan ve programları devreye sokmakta.
Din dersleri artırılıyor.
Biyoloji dersi azaltılıyor.
Fizik, kimya ders sayısı iniyor.
Din kültürü dersi çoğalıyor.
* * *
Ordudan “Sızmalar” atılıyor.
Yerlerine “Süzmeler” alınıyor.
Sızmalar da Müslüman görünümlüydü. Süzmeler de tanıtma broşüründen fark ettiğimiz gibi Müslüman görünümlü. Bunun anlamı şu: İktidar kavgasında yenenler kılıçlarının kanını Ku'ran ve hadislerle siliyorlar. Kur'an ve hadisleri, bu yalancı dünyada hayatlarına doğru yol gösterici yapan dindarlar ise 600 yıl önce yaşamış İslam düşünürü İbni Haldun'un “İktidara gelenler yaptırdıkları saraylarda devlet ve onun servetinin meyvelerini yiyerek dünya rahatına dalarlar ne var ki Tanrı bunların hakimiyet ve devletlerinin sona ermesini ve yıkılmasını takdir edinceye kadar yaşayabilirler…” diyen düşüncelerinde teselli arıyorlar.

Bir de ATATüRK partisinde bir DERSİMLİ var ya...Utanmadan hala O koltuğu işgal ediyor....

​CHP Milletvekili ve gazeteci Enis Berberoğlu’nun 25 yıl hapse çarptırıldığı ve tutuklandığı haberini okurken bir kez daha inandık ki... Bu ülkede artık her şey şaka... Şakalar da genellikle kötü şaka...
Enis dünkü karardan sonra mahkeme kapısında “Bunu yaratanlar utansın” diyordu.
Bunu yaratanlardan biri de CHP’nin bizzat kendisi...
Milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmasını öngören Anayasa değişikliği geçen yıl Mayıs ayında Meclis’te 376 oyla kabul edilmişti. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeşil ışık yakmasıyla 20 dolayında CHP milletvekili de evet oyu vermiş, anayasa değişikliği o sayede referanduma gitmeden kabul edilmişti.
Kimi CHP Milletvekilleri “Bu karar bir gün döner bizi vurur” demişlerdi.. Dinletemediler... Kemal Kılıçdaroğlu dün Enis Berberoğlu’na:
- Moralini bozma arkandayız, diye sesleniyordu.
Ancak Enis Berberoğlu’nun arkasında sadece polisler vardı...

 

Bir dikta yönetimi ile karşı karşıyayız. Adaletin olmadığı bir ülkede yaşamak istemiyoruz. Her özgür ülke gibi uygar ülke gibi kendi ülkemizde barış içinde yaşamak istiyoruz. Bıçak kemiğe dayandı artık. Yeter diyoruz. Bunun için yürüyüşümüzü başlatıyoruz

Hepimiz Sevsek de sevmesek de KILIÇDAROĞLU'NUN bugün başlatacağı "ADALET YÜRÜYÜŞÜ"NE DESTEK OLMALIYIZ.

 
Çünkü YAPMAMIZ GEREKEN İLK İŞ, dört nala yol alan RTE faşizmi durdurup DEMOKRASİMİZİ KURTARMAKTIR.

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !