« Önceki |

18/12/2009

TURKIYE'NIN 2009 SONU GORUNUMUNE DOGRU TESHİS

Ekonomideki Durumumuz,VATANDASA NASIL YANSIYOR diyorsanız;

Türkiye’de kapasite kullanım oranlarının sürekli olarak düşüyor olmasına dikkatleri çeken Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye’deki en büyük problemin tüketim problemi ve butce acıgı olduğuna bir kez daha dile getirdi. “Türkiye’de yaşanan vatandaşlarımızın tüketim kabiliyetinin bitmiş olmasıdır” diyen BTP Genel Başkanı, benzer sorunun ihracat konusunda da yaşandığını söyledi. Bu sorunun çözüm yollarına da değinen Prof. Dr. Haydar Baş, vatandaşın cebine devletin para koymasının şart olduğunu söyledi.

Vatandaşlarda ISSIZLIK ve GELIR KAYIPLARI ile  tüketim kabiliyeti kalmadı

Türkiye’de son yıllarda kapasite kullanım oranlarında yaşanan önlenemeyen düşüşlerin nedeni ve çözüm yolları üzerine değerlendirmelerde bulunan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu:

Bizim tezimizin temelini oluşturan görüş burada yatıyor. İç talepte daralma var. Bu sonuç bize Türkiye’de tüketicide büyük bir probleminin var olduğunu gösteriyor. Tüketicinin cebinde para yok. Yiyeceğinden giyeceğine kadar istediklerini alamıyor. Bu sefer ne oluyor? Sizin önünüze teşhir edilen mallar alıcı bulamıyor. Almak istediğiniz halde cebinizde para olmadığı için alamıyorsunuz. Bu da pazara gelen esnafın mal aldığı yerden bir daha mal alamaması sonucunu doğuruyor. O mamul alınmayınca üretici ne yapacak? Kapasitesini mecburen düşürecek. Demek ki iş, pazara gelen vatandaşta bitiyor. O vatandaş tüketim görevini yerine getirirse pazarda satışa sunulan mallar elde kalmayacak, o malı üreten firma da üretime devam edecek. Çünkü müşteri hazır.. Bugün Türkiye’de yaşanan vatandaşlarımızın tüketim kabiliyetinin bitmiş olmasıdır.. Yani annelerimizin, kız kardeşlerimizin, ağabeylerimizin, amcalarımızın, komşularımızın, senin ve benim cebimizde para tükendi. Onun için de biz iyi müşteri olamıyoruz. İyi müşteri olamadığımız içinde pazarda mallar müşteri bulamıyor ve dolayısıyla da satılamıyor. Kapasite kullanımının düşmesi basitçe budur.
YURTDISI İŞ ve EGİTİM DANISMANLIGIMIZLA, KARINCA KADERINCE,INSAATCI ve ISADAMLARININ AVRUPADA SUBE VE TEMSILCILIK ACMALARINA YARDIMCI OLMAKTA, HIZMETINIZDEYIZ.
Hayırlı işler
ATOMER YONEY(ODTU)-AB VATANDASI Kıbrıslı
00905552198946(TR)
www.unipd-con.com
www.atomery.blogcu.com
www.avrasyagayrimenkul.com

14/12/2009

RE: İŞSİZLİGİ ONLEMEDE BASIT ONERILER

Yazar Raci Durcan   
28-11-2005
Image                                               
                                                                  

                                                                                                                                                                          
      İşsiz kalmış bir insanın, dünyanın en önemli sorunu olarak işsizliği görmesini anlayabileceğinizi sanıyorum. İş sahibi olmak, sanayi merkezleri olan şehirlerde can alıcı ehemmiyettedir. Her şeyin parayla satın alınabildiği böyle yerlerde bir gelir sahibi olmak için tek yol anlamına gelen iş, hayati önemdedir.

      Herkese yetecek işin olmasının tek çözüm yolu, üretim yapacak fabrika sayısının artmasıdır. Günümüzde nüfus artışının frenlenmesinin, iş imkanları üzerinde olumlu değil tam tersine olumsuz etkileri olduğu gittikçe anlaşılan bir gerçektir. Bir ülkede nüfus artmadığı halde yine de iş alanları darabilmektedir. Çünkü gelişen teknoloji sonucu sürekli yenilenen modelleriyle imalat makinaları, gün geçtikçe daha çok insan emeğine duyulan ihtiyacı azaltmaktadır. Bir dönem çok moda olarak bu problemin doğuş yeri olarak gösterilen ‘nüfus artışı’nı frenleseniz bile işsizlikten kurtulayamayacağınız açıktır. Uzun bir süre bu konu tüm dünyanın gündeminde kalmaya devam edecektir.
    
     Gelişmesini tamamlamış ülkelerde eğer nufus artışı da olmuyorsa yeni hiç bir şey yapmaya gerek kalmamaktadır. Yeni ev, yeni yol, yeni okul, yeni stadyum... Bunların hiçbiri eğer nüfus artmazsa gerekmez. Fabrikalarda üretilen gıda maddelerinin ve insanın ihtiyaç duyduğu diğer tüketim maddelerinin de miktarını artırmak gerekmez. Zaten bu teker yürüsün diye sürdürülen reklam kampanyaları sonucu insanlık haddinden fazla şeyi temel ihtiyaç olarak kabul etmiştir. Herşey bir sabit haline geldiğinde ilerleme durur. Ekonomi, bir bisiklete binmeye benzer. Nasıl ki bisiklet üzerinde ilerlemeden duramazsanız, gelişmeyen bir ekonomi de yıkılır, çöker. Batmış bir ekonomi, atıl çalışan fabrikalar ve iş gücüne ihtiyaç duymayan yerler demektir. Çalışmanın hayati bir anlamda olduğu şehirler, insanın canlı gömüldüğü mezarlar haline gelirler. Allah hiç kimseyi böyle bir ortamda ve işsiz olarak bırakmasın.

     Konuya bir çözüm getirmek mümkün mü? Bunu zaten ekonomistler ve dünyanın lider konumundaki politikacıları düşünüyorlar. Mesela Amerika ve İngiltere, ülkesindeki silah sanayii yeterince iş yapamadığında askerlerini gönderip zayıf ülkeleri bombalayabiliyor. Bizim böyle bir şansımız olmadığına göre farklı bir yol bulmalıyız.

     Geçenlerde okuduğum bir yazı, tüm dünyada işssizlik oranının %23 olduğunu söylüyordu. Aynı yazı, tüm dünyadaki kadınların işe yerleşme oranı olarak %40 rakamını vermiş. Bu rakamlar ne derece doğrudur ve nasıl bulunmuştur bilemiyorum ancak yukarıdaki rakamlara bakınca küçük bir değişiklikle dahi insanların çok büyük bir felaket olan işsizlikten kurtulabileceği geldi aklıma. Kadınlar, asli işlerine dönüp yarının kuşaklarını, insanoğlunun geleceğini yetiştirmek üzere evlerine dönseler, böyle bir sorun kalmıyor. Hatta tüm kadınların dönmesi bile gerekmiyor. Erkeklerin yapamayacağı, sadece kadınların yapabileceği işler için bile önemli bir fark artmaktadır. Böyle bir çözümü kimsenin önereceğini, bu yönde  bir adım atılacağını düşünmüyorum tabiiki. Çünkü sanayi devleri kadını önemli bir tüketim aracı olarak görmekteler. Onların çalışması üzerine kurulu müthiş bir sektör varken buna kimse yanaşmayacaktır. Onların yaptığı baskıyla, böyle bir girişim, insanlığın lehine bile olsa ‘gerici’ damgasını yiyeceğinden hiç bir babayiğit yetkili bunu öneremez.

      Fakat konu gündeme getirilmeli, böyle hayati problemlere ve yıkıma neden olan işssizliğin bu kadar basit çözümleri olabileceğini insanlar görmelidir. Kadın eve, asli görevine dönerek dünyanın kötü geleceğini kurtarmalıdır. Kadın işsiz kalırsa buna katlanabilir. Fakat işsizlik bir erkekte ölümcül önemdedir. Kadın para kazandığında nadiren bir erkeği sırtında taşır, ona bakar. Fakat bir erkek için eşine bakmak bir görevdir. Bununla kendini güçlü hisseder, huzur bulur. Bir erkeğe iş vermek bir kadın ve onların çocuklarına da gelecek vermek demektir. Bir kadını iş sahibi yapmanın aynı şey demek olacağını bana kim söyleyebilir?

      Ne yazık ki toplumumuz bu konunun öneminin farkında değildir. Sürekli yapılan propagandanın etkisinde kalıp, kadınların korunmaya ihtiyacı olduğunu düşünüp iş için onları tercih etmektedir. Yıllardır ülkemizde sürdürülen bu propagandanın tesiriyle devlet daireleri, bankalar kadın çalışanlarla doldurulmuştur. Kadın ve erkek personel birlikte çalıştıran iş yeri sahipleriyle yaptığım görüşmelerde verim olarak kadınların hep erkeğin iki katına mal olduğunu işitmişimdir. Çocuklarından da sorumlu olan kadın, işe tam olarak kendini veremediği gibi, almış olduğu doğum ve diğer izinler de cabasıdır. Aslında hiçbir kadın çalışmak asli işi olmadığı için kendini tam olarak o işe vermez. Bunu yapanlar varsa da onlar da dişilik, annelik özelliklerini kaybettiklerinden topluma bir artı kazandırmazlar.

      Bundan 20 sene önce üniversitlerde kız öğrenciye az rastlanırdı. Mesela bizim mühendislik sınıfında 90 öğrenciden sadece 5 tanesi kızdı. Şimdi bu oranların çok yükseldiğini duyuyor, görüyorum. Ülkemizde iyi bir iş sahibi olmak için tek geçit olarak kabul edilen üniversitler kız öğrencilerle doludur. Çünkü ergenlik kız öğrencilerde, erkeklere göre erken başlar ve onlardan çabuk olgunlaşırlar. Aynı sınıfta okuyan kız ve erkek çocukları arasında duruma göre 3-5 yaş arasında fark bulunduğunu sanırım herkes kabul eder. Üniversiteye hazırlık ders çalışmaya ve o da bir anlamda dış dünyayla ilişkiyi keserek evde oturmaya bağlıdır. Erkek doğası gereği dış dünyayla daha çok ilgilidir. Öğrencilik döneminde bir kız çocuğu rahatlıkla dışarıyla ilgisini kesip ders başında saatler geçirebilmesine rağmen, bir erkek için bu tam olarak zindana girmek gibidir. Bu iki dezavantajın sonucu, üniversitelerde daha çok kız çocuğunun bulunması ve dolayısıyla iş dünyasında daha çok yer almaları demektir. İş sahibi bir kızın, işsiz bir erkekle evlenmesi düşünülemez bile. Yani kadını iş sahibi yapmayı öncülleyen bir toplum her bakımdan işsizlikle kuşatılır.

      Şehirlerin kısa zamanda insanın temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek yerler haline getirilmesi gerekmektedir. Barınağı olan bir insan kötü de olsa beslenebildiği zaman ayakta kalabilir. Para sahiplerinin hortumlarını, ihtiyaç sahibi insanların üzerinden koparmak gerekmektedir. Bu hortumların en zalimi, başını sokacak yer bulamayanlardan ev sahiplerinin aldıkları kiralardır. Ev ve iş yeri sahibi olmak kolaylaştırılmalı, insanların temel giderleri konusunda devlet elinden geleni yapmalıdır. Arazisi bol olan bir ülkede yaşamımıza rağmen dar şehir merkezlerine yerleşme polikası terk edilerek, bahçeli ev sistemine geçilmelidir. İnsanlar küçük te olsa toprak sahibi olabilmelidir. Elektrik, su, doğalgaz, telefon gibi temel ihtiyaçları devlet, vergi tahsil aracı olarak görmekten vazgeçmelidir.

      Diğer önemli bir nokta; Türkiye’de işçi almanın ve onu işten çıkarmanın çok zor olduğu gerçeğidir. Çalışan kişiler lehine düzenlendiği iddia edilen böyle çalışma yasaları aslında kişiyi gerçek manada işsiz kalmalarına yol açmaktadır. Sosyalist düşünce mantalitesinden harektle çıkarıldığı aşikar bu yasalar işçiyi koruyabilir ancak iş sahibi olmasını engeller: Bir işyeri kendisini büyük bir risk altına sokacak şekilde düzenlenmiş bu yasalar yüzünden işçi çalıştırmamayı, büyüyecekse bile büyümemeyi, işini geliştirmemeyi tercih etmektedir. İnanmayanlar, sanayi bölgelerini dolaşıp işyeri sahipleriyle görüşebilir, anket düzenlettirebilirler. Kaldı ki bu tür yasaların bizde, Amerika’dan daha ileri görüşlü kişilerce çıkartıldığı iddia edilemez. Amerika’daki sistem ‘easy hire, easy fire’ diye adlandırılan işe kolay alıp kolay çıkartabilecek bir esneklik taşır. Böylece insanlar gerektikçe işçi çalıştırmakta, işi bitince onu göndermekte ve kimse işçi çalıştırmaktan korkmamaktadır. Bizdeki kanunlar işvereni ürkütüp onu işçi çalıştırmaktan uzaklaştırmaktadır.

 İşsizlik insanlığın geleceğini tehdit eden çok önemli bir problemdir. Basit çözümlerle kendini ölüm mahkumu gibi görmeye başlayan gençliğin önünü açabilir, yaşama umudunu yeniden pompalayabiliriz.

11/12/2009

RE: IZOLASYON GERIDONUSU EN KOLAY EN AKILLI YATIRIMDIR

İZOFULL

 

Sayın İnşaatçı ve Türk Vatandaşı;

 

            “Yalıtım zorunlu bir yatırımdır.”

            Akıllı olun, yatırım gibi yalıtım yapın. Türkiye enerji bakımından dışarı bağımlı bir ülkedir. Her yıl doğalgaz ve petrol için yurtdışına ödediğimiz bedel milyarlarca doları bulmaktadır.

 

            Biz size İZOFULL yalıtım sıvası ile %70 tasarruf ve yaptığınız yatırımı 2 - 3 yıl içerisinde amorti etmeyi öneriyoruz. Gelin hem tasarruf yapalım ki aile bütçelerimiz için kazanç yanı sıra, enerji için milletçe ödediğimiz milyarlarca doları, yurtdışı başka ülkelere ödemek yerine, haram olan israfı durdurmak ve ülkemize yatırıma kullanmak, genç nüfusumuza iş – aş temin etmek amaçları ile kullanalım.

 

            İzolasyon deyince, herkesin aklına gelen mantolama ile ilgili, her şeyi unutun. İZOFULL, mantolamada verimlilik ve tasarrufu artırmak sureti ile, evinizi ve aile bütçenizi dış etkenlerden korurken, aynı zamanda nefes alan, binanızı ısı, ses, yangın, neme karşı yalıtmaktadır.

 

            Hem de daha hesaplı ve pratiktir!

 

            İZOFULL binanızı darbelere karşı dayanıklı hale getirip böcek ve haşereleri uzak tutmaktadır. Hi-Tech yalıtım boyası ile yangın direncini artırmaktadır. 

 

Inş.Muh. ATOMER YONEY( ODTU-UK)

UNI - PD UNIVERSAL İNŞAAT

TÜRKİYE – KIBRIS – BULGARİSTAN

 

İLETİŞİM

TEL (TR) : +90 555 219 89 46

TEL (BG) : +359 895 062 582

e-mail: atomery@hotmail.com

atomery@mynet.com

11/12/2009

RE:DOMUZ GRIBI IDDIALARI

Finlandiya eski Sağlık Bakanı Dr. Rauni Kilde’den domuz gribi hakkında çor cesur açıklama.Domuz gribi aşısının bir aldatmaca olduğunu itirafa eden Dr. Kilde, “Bu aşı ile mümkün olduğunca dünya nüfusunun çoğu öldürülmek isteniyor” dedi.Bu düşüncenin eski ABD Başkanlarından Henry Kissinger’e ait olduğunu söyleyen Dr. Kilde, 14-15 Mayıs 2009 tarihinde yapılan Bilderberg toplantısında bu kararın alındığını belirtti.Dr. Kilde, bir televizyona yaptığı açıklamasında, “ABD, hiçbir maddi kayıp yaşamadan hatta milyarlarca dolar kazanarak dünya nüfusunu üçte iki oranında azaltmayı hedeflemektedir” diye konuştu.Dünya Sağlık Örgütü’ne domuz gribinin ölümcül bir salgın olduğu yönünde beyanda bulunması için baskı yaptıklarını belirten Rauni Kilde, “Böylece aşıyı tercihli değil zorunlu yapmak istiyorlardı. Özellikle hamile kadınların ve çocukların ilk önce aşı ile zorunlu tutulması gelecek nesilleri hedeflediğini göstermektedir” açıklamasında bulundu.Finlandiya hükümetinin sınıflandırmayı kabul etmediğini ve hastalığın derecesini normal hastalık olarak gösterdiğini ifade eden Kilde sözlerini şöyle sürdürdü; “Hiç kimse aşının bir yıl, beş yıl ya da 20 yıl sonra ne gibi etkilerinin olacağını bilmiyor: Mutlak kısırlık mı? Kanser mi? Ya da ölümcül herhangi bir hastalık mı?” Dr. Rauni Kilde, “Amerikan yönetimi ileride bundan dolayı doğacak herhangi bir sıkıntıdan dolayı ilaç şirketlerine bir sorumluluk yüklenmemesi için şimdiden önlemini aldı ve onları tüm sorumluluklardan muaf tuttu. Bu bile işin ciddiyetini göstermeye yeter” dedi.

Ah Bir de BUNU DUSUNENLER INSAN OLUP 10 EMIRE UYSALAR!...


10/11/2009

WORLD REAL ESTATE SURVEY

WORLD Real Estate Observe

According to a recent survey conducted by the University of Florida, stated that high unemployment and delay economic recovery in World economy will cause uncertainties.It was affect to the real estate sector.USA was the first hit by the recession and probably the last in the recovery.

Commercial real estate including the most vulnerable sectors affected by resession.Although most economists believe that the recession is over, but the unemployment rate rose to 11 percent and was the highest since this 1975.Because of this situation peoples will be careful with their financial, including to invest in real estate sector and affect the ability to pay mortgages and high Foreclosure.

According to Timothy Becker, director of UF's Bergstrom Center for Real Estate Studies, which conducts the quarterly survey said that a tax credit of $ 8000 is available when first buy a house will be removed after this November.This could make things worse and causing high foreclosure.Retailers with money on hand are able to find better locations at better rents than were available in the past, he said.

But on the other side of this situation could also be a golden opportunity for investors to start investing as much as possible in florida real estate,because prices are falling drastic.And will be a good invest in the future . All people believe that Florida will rebound, Because there are many advantages to living here, "he said." Foreign investors believe that the Florida real estate will still be good prospects for long-term investment. "

Investment is expected to be of assistance because the bank was reluctant to give loans, with favorability of the euro exchange rate against the dollar and the availability of commercial property you want with low prices, international investors began to enter the Florida real estate market, he said.

Until a few uncertainties in the market to overcome, though, including the fate of Foreclosures and the availability of financing, the possibility that the confidence in Florida real estate market will make a solid profit.

The latest survey stated that a recession in USA,Florida and emerging markets will soon be overcome by providing re-employment for the people of the whole World.

Quarterly report is the most comprehensive survey of Florida real estate analysts and professional investors who followed by 268 participants that representing 13 countries from urban areas and up to 15 types of property that runs continuously.
ATOMER YONEY(METU-UK)
Certified Building Inspector ın
TURKEY-CYPRUS and BULGARIA
00905552198946(TR)
00359895062582(BG)